Erdemli olmayı yüceltmek!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Erdemli olmayı yüceltmek!

“Erdemli insan, sadece başkalarının kusuruna değil, kendi kusuruna da dikkat eder”

Erdemli olmayı yüceltmek!

Apollon Tapınağı'na nazır bir kafede ilk defa içtiğim buzlu kahvemi yudumlarken; kah günün ilk ışıklarına dönüyor kah çok daha öncelere gidiyor ve can sıkıcı konulardan kaçmak için avunuyordum

Fena sıcağa rağmen keyifle izlediğim, ilk kez düzenlenen ‘Milet Felsefe Günleri’nin öğlen arası, keyfini çıkarmaya çalıştığım bir molaya dönüştü.

Sabahın köründe evden çıktığım ve yaklaşık bir buçuk – iki saatlik yolculukta; o zaman dilimine sığmayacak kadar çok şey düşünmüş olmak ‘tuhaf mı yoksa normal bir şey miydi’ diye tartışma açtım bu dinlence sırasında kendi kendimle.

Hiç olmadığı kadar çok şey oluyordu gerçekten dünyada ve elbette Türkiye’de.

Evet, o kadar çok şey oluyordu ki, her gün başka bir şeyi tartışıyor olmaktan bir önceki konu neydi ya da şu an neyi konuşuyoruz karmaşasını artık normal karşılıyor gibi olmamdan ötürü duyduğum suçluluktan muaf tutamıyorum kendimi.

Garip tadına rağmen ilgimi çekmeyi başaran buzlu kahvemi, telefonumun üzerine koymuş olduğuma takıldım, düşüncelerim soluk alsın diye başka bir meşguliyet aranırken.

Buzlu bir kahve iyi gelmişti ona da sıcak hava onun da kafasını karıştırmıştı çünkü.

Neyse ki çok sürmeden telefonum normale döndü ve ben de yarım kalmış bir meseleyi tekrar tartışmaya açtım içimde; ne garip değil mi, hiç tanımadığımız bilmediğimiz insanlar için bazen neler neler  yapmıyoruz ki?

Mesela ambulanslara birkaç yıldır bu kadar düzenli, uyumlu ve istekli yol açabildiğimiz görülmüş şey değil.

Epeydir kırılgan, ayrışan birlikte olmak için değil olmamak için nedenler bulabilme konusunda daha başarılı değil miyiz?

Sakin, bir o kadar da  ne mistik bir yerdeydim; bir kahine rastlamam an meselesiydi…

Tarihin bilicilik merkezi; Didim Apollon Tapınağının hemen yanı başındayım.

Kibirli olduğumu düşünmenizi istemem ama biraz tepeden bakıyorum her biri bana dönmüş rahipleri andıran sütunlarla çevrili tapınağa, oturduğum kafenin terasından göz mesafesi; 20 – 30 metre var yok.

Apollon Tapınağı/Didim (Baktığım noktadan görünüş)

Ne krallar ne büyük komutanlar gelir; başlarına geleni anlamaya ya da gelecekleri öğrenmek için tapınağın kahinliğiyle ünlü rahiplerinin bir dediğine bin anlam yüklemeye.

Vallahi ben de buraya kadar gelmişken iyice merak ettim, rastlasaydım eğer; mesela yarını sormak isterdim ilk gördüğüm kahine:

Ne olacaktı CHP’nin  kurultay davası?

Lidya kralı Kroisos, Perslere saldırmadan önce Apollon Tapınağından bir kehanet ister. Apollon Tapınağı her zamanki gibi kesin bir şey demez:

Savaş sonucunda büyük bir krallık yıkılacak.” der

Kroisos buna çok sevinir çünkü Persleri yıkacağını düşünür fakat savaş sonucunda Kroisos, kendi yenilir.

Bu söylencede de olduğu gibi geleceği görmek o kadar da mümkün değil fakat ön görmek pekala mümkün.

Bu nedenle liderlere anlam yüklemek, onları konuşup onları tartışmak kadar; düşünceyi egemen kılmak, sorgulamaktan vazgeçmemek ve erdemi yüceltmekten başka çare yok!

Yani nasıl desem:

Erdemli insan, sadece başkalarının kusuruna değil, kendi kusuruna da dikkat eder.”

Mesele aslında bundan ibaret!

Eyvallah.    

İlgili İçerikler