T24 Haber Merkezi
Dünya zaman zaman karanlık bir yer gibi hissedilebilir. Ancak ister yakın bir aile üyesinden ister bir iş arkadaşından gelsin, bitmeyen karamsarlık özellikle zihinsel sağlığını korumak isteyen kişiler için zorlayıcı olabilir.
Terapistler, hem bu kişilere yaklaşımda izlenebilecek stratejiler olduğunu hem de bireylerin kendi ruh hâllerini korumak için sınırlar koyabileceğini belirtiyor. Ayrıca kendisini sürekli olumsuz hisseden kişiler için de öneriler sunuluyor.
“Olumlu tarafından bak” demek neden işe yaramayabilir?
Bir kişinin sürekli olumsuza odaklandığını görmek, çoğu zaman ona umut verici şeyler söyleme isteği doğuruyor. Ancak uzmanlara göre bu yaklaşım her zaman beklenen etkiyi yaratmıyor.
TIKLAYIN | Bedeninde Güvende Hissetmek, Sinir Sistemi Regülasyonu ve Somatik Farkındalık Atölyesi”
The Washington Post’tan Maggie Penman’ın aktardığına göre travma ve dayanıklılık üzerine çalışan klinik sosyal hizmet uzmanı Zoe Wyatt-Potage, “Bence pek çok insan o iyimser yolu deniyor ve gerçekten iyi niyetli oluyorlar,” dedi ve şöyle ekledi: “Aslında yapmak istedikleri o acıyı ortadan kaldırmak.” Ancak Wyatt-Potage, bu yaklaşımın çoğu zaman ters etki yarattığını vurguladı.
Wyatt-Potage, “Bu, normal duygusal tepkiler -üzüntü, öfke, yas, hayal kırıklığı ya da korku- etrafında bir utanç duygusu yaratabilir,” dedi. Uzmanlar, olumsuz duyguların hayatın doğal bir parçası olduğunu hatırlatıyor.
Wyatt-Potage, araştırmalarında toksik pozitiflik kavramını incelediğini ve bunun iyi niyetli olsa bile zarar verici olabildiğini belirtti. Terapiye gelen birçok kişinin, yakın çevresinden sürekli pozitif olmaya yönelik “duygusal baskı” gördüğünü ifade etti.
Washington, D.C.’de klinik psikolog olan Dawn Johnson ise, “Birinin zorlandığı bir şeyi paylaşması ve karşısındaki kişinin ‘ama olumlu tarafından bak’ demesi son derece geçersiz hissettirebilir,” dedi. “Bu, terapide ilişkilerle ilgili en sık duyduğum şikâyetlerden biri. İnsanlar gelip ‘Sevdiğim kişiye ne kadar üzgün olduğumu söylüyorum ve o bana mutlu olmamı söylüyor’ diyor.”
Uzmanlara göre, birçok kişi olumsuz duygularla yüzleşmekte zorlandığı için hızlıca çözüm sunmaya çalışıyor. Oysa çoğu zaman yapılabilecek en doğru şey, karşı tarafı dinlemek ve konuşmasına alan tanımak.
Duyguları yansıtmak etkili olabilir
Uzmanlar, olumsuz bir konuşmaya maruz kalındığında “yansıtma” yönteminin işe yarayabileceğini belirtiyor.
Terapist ve “Constructive Wallowing: How to Beat Bad Feelings by Letting Yourself Have Them” kitabının yazarı Tina Gilbertson, “Bazen olumsuz olan birinin gerçekten ihtiyacı olan şey, duyulduğunu hissetmektir,” dedi. Gilbertson, bu durumda kişinin anlattığı olaylara değil, hissettiklerine odaklanılmasını öneriyor.
Uzmanlar, “Gerçekten endişeli hissediyorsun gibi geliyor” gibi ifadelerin kişinin kendini anlaşılmış hissetmesine yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Gilbertson, kronik olumsuzluğun çoğu zaman bilinçsiz bir süreç olduğunu ifade ederek, “Bir ayna tutabilirsiniz,” dedi. “Bu, bilinçsiz bir sürecin işleyişini gerçekten bozabilir.” Ancak bu yöntemin her zaman işe yaramayabileceği de belirtiliyor. Böyle durumlarda sakin kalmak ve açık uçlu sorular sormak öneriliyor.
Gilbertson, “Dinleyebilir ve sorular sorabilirsiniz,” dedi ve “Bunu neden söylüyorsun?” gibi yargı içermeyen soruların yardımcı olabileceğini ifade etti.
“Sorunu çözme” dürtüsüne dikkat
Uzmanlara göre, bir kişi sorunlarını dile getirdiğinde hemen çözüm sunmaya çalışmak her zaman doğru bir yaklaşım değil.
Gilbertson, “Çoğu zaman asıl sorun onların nasıl hissettiğidir ve bunu düzeltemezsiniz,” dedi. Bu nedenle sunulan çözümler her zaman etkili olmayabilir.
Sınır koymak önemli
Araştırmalar, duyguların bulaşıcı olabileceğini gösteriyor. İnsanların birbirlerinin mimiklerini ve ruh hâllerini yansıttığı biliniyor.
Klinik psikolog Ashley Alderette, “Başkalarının ruh hâlini kaparız,” dedi. İnsanların “ayna nöronlara” sahip olduğunu ve bu nöronların hem eylem sırasında hem de gözlem sırasında aktive olduğunu belirtti.
Uzmanlar, bu durumun farkında olmanın ve gerektiğinde kendini koruyacak sınırlar koymanın önemli olduğunu vurguluyor.
Gilbertson, terapist olarak bu dengeyi kurmayı öğrendiğini belirterek, “İnsanların yoğun duygular yaşamasıyla tamamen barışığım,” dedi ve şunları ekledi: “Günün sonunda derin acı yaşayan insanlarla konuştuğumda onlara karşı şefkat duyuyorum ama acılarının yükünü taşımıyorum. Çünkü onların bunu taşıyabildiğini ve benim varlığımın onlara iyi geldiğini biliyorum.”
Sürekli olumsuz hissedenler ne yapabilir?
Uzmanlar, kendini sürekli olumsuz hisseden kişiler için de bazı öneriler sunuyor.
Temel ihtiyaçlara dikkat etmek ilk adım olarak öne çıkıyor. Journal of American College Health’te yayımlanan bir çalışma; kahvaltı yapmak, düzenli egzersiz yapmak ve yeterli uyumanın stresle başa çıkmayı kolaylaştırdığını ve “psikolojik esnekliği” artırdığını ortaya koydu.
Ayrıca sosyal etkileşimlerin de önemli olduğu belirtiliyor. Araştırmalar, insanların birlikte zaman geçirdiklerinde birbirlerinin ruh hâllerini dengeleyebildiğini gösteriyor.
Uzmanlar, gerektiğinde profesyonel destek alınmasını da öneriyor. Johnson, “Uzun süre sıkışmış gibi görünen danışanlarla çalıştım,” dedi: “Sonra o durumdan çıktıklarını görmek çok tatmin edici.”
Şükran pratiği de önerilen yöntemler arasında yer alıyor. Johnson, “Beyninizi doğru ama olumlu olanı görmeye yeniden eğitmeye başlıyorsunuz,” dedi. “Genellikle sürekli olumsuz olan kişiler doğru olanı görür, ama negatif olanı.”



