"Kırmızı Pazartesi"
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

"Kırmızı Pazartesi"

Şiddet sarmalına düşmüş bir ülkede, ne ile ilgili olursa olsun, bir sonraki şiddeti önlemek için kimsenin hiçbir adım atmayışı!..

"Yumruk mu atmış?..

Güvendiği birileri var herhalde, bana bir şey olmaz diye düşünmüştür."

Değil futbola, Türkiye'nin gündemine de hiç ilgi duymayan, altı - yedi yıldır Türkiye'de yaşayan başka bir ülkenin yurttaşı olan arkadaşıma olayı anlattığımda, haberi benden duydu, ilk sözleri bu oluyor:

"Binlerce seyirci önünde hakeme yumruk atabiliyorsa, demek ki, arkası kuvvetli!.."  

Burada yaşayan bir yabancıda oluşan algı, toplumda çoktan oluşan genel algıyla birebir örtüşüyor.

"Seni öldüreceğim"

Ankaragücü Başkanı Faruk Koca'nın Ankaragücü - Rizespor maçının hakemi Halil Umut Meler'e yumruk atması, Koca'nın yanındakilerin Meler yere düştüğünde onu tekmelemesi...

Şiddet toplumuna dönüşmüş bu ülkede herkesin kanıksadığı giderek vahşete dönüşen şiddetin son örneği.

Doktorlardan kadınlara, öğretmenlerden sokakta sıradan yurttaşlara kadar, her gün karşılaştığımız şiddetin ayrıca cinayete dönüştüğü yüzlerce olay var.

Halil Umut Meler'in ifadesine göre, Meler'in üstüne yürürken Koca bağırıyor:

"Seni öldüreceğim!.."

Kendi ifadesinde ise:

"Hakemin verdiği yanlış kararlar nedeniyle, amacım yüzüne tükürmekti."

Kendi hayatında verdiği yanlış kararlarda...

Birileri Koca'nın yüzüne tükürmüş, ona yumruk atmış...

Ya da onu öldürmek istemiş olabilir mi?..

"Görev verildi"

Faruk Koca'nın daha önce söylediği sözlerde kendisine aşırı güveni var:

"Ankaragücü Başkanlığına aday değildim, görev verildi, geldim."

Kim vermiş o görevi?..

AKP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına adı geçince...

"Görev verilirse, elbette elimden geleni yaparım."

AKP kurucularından, iki dönem AKP milletvekilliği yapan Faruk Koca yumruk vahşeti arkasından AKP'den ihraç istemiyle parti disiplin kuruluna veriliyor.

Ama, özgüven müthiş!..

Ceza var mı?

Son yıllarda toplumu aşırı kutuplaştıran, kendisini gibi düşünmeyenleri sürekli suçlayan, hakaret eden siyaset dili günlük hayatın her alanına şiddet olarak geri dönüyor.

Meclis'te yumruklu kavgalara...

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ahmet Türk'e saldırılara...

Soma'da işçiye atılan tekmeye...

En son Bursa'da Amedspor takımının kaldığı otelin önüne gelip, tehdit naraları atan magandalara...

Hangi ceza verildi?..

Hepsi hasıraltı edilmedi mi?..

Vahşice işlediği kadın cinayetinde "iyi hâli nedeniyle" katile ceza indirimi yapılmadı mı?..

Hukuk düzenin allak bullak olduğu bir ortamda herkesin kendi hakkını kendi eliyle elde etmek isteğinin sonunda gelinen yer burası.

Emre Belözoğlu

Yumruk ve tekme sahnelerinden önce bir sahne var ki...

Maç bitmiş, saha karışıyor...

O sırada Ankaragücü teknik direktörü Emre Belözoğlu...

Gözleri yuvalarından fırlamış, "sana göstereceğim" gibilerinden, hakeme parmak sallıyor, hakeme doğru atılıyor. Çaykur Rizespor teknik direktörü İlhan Palut ona sarılarak, onu sakinleştirmeye çalışıyor ama, Emre kim bilir neler söylüyor.

Emre'nin sabıkaları eksik değil. Kırmızı kartlar, sahadan atılmalar, kavgaya karışmalar...

Başka maçlarda hakemlere el kol sallamalar...

Taraftarlara küfür ettiği iddiaları...

Stadyumlarda güvenlik görevlileriyle tartışmaları...

2014'te Trabzonsporlu siyahi futbolcu Zokora'ya ırkçı söylemde bulunduğu iddiasıyla verilen ve fakat ertelenen 2 ay 15 günlük hapis cezası... 

Açın Google'ı Emre'nin maceralarını görün!..

Ancak, bu satırlar yazılıncaya kadar Emre ile ilgili soruşturma yok.

Tıpkı, Faruk Koca hastaneye getirildiğinde hastane önünde Koca lehinde gösteri yapan magandalarla ilgili de, soruşturma olmadığı gibi.

7 AKP'li milletvekili

Faruk Koca'nın Halil Umut Meler'e yumruk attığı saatlerde...

Meclis'te 2024 bütçesi görüşülüyor. Görüşmelerin ilk, yani en önemli günü.

Muhalefet liderleri ya da muhalefet milletvekilleri konuşurken...

AKP sıralarında sadece 7 milletvekili var.

Bu ibretlik durumun Türkçesi şu:

Meclis'te muhalefet ne derse desin, iktidarın umurunda değil, o eleştirileri dinlemek ve ders çıkarmak gibi bir dertleri yok.

Zamanı gelince, nasıl oy kullanacakları işaretini alıyor, ona göre davranıyor AKP'liler.

Meclis'in bir ağırlığının kalmadığının kanıtı.

"Siz ne derseniz deyin, gelecek işarete göre, biz bildiğimizi okuruz" hikâyesi.

Yumruk olayında da öyle, kim ne derse desin, kim ne ceza alacak ya da almayacak, maçlar ne olacak, Ankaragücü ile ilgili karar ne olacak, buna çoktan karar verilmiştir nasıl olsa!..

Marques'in yapıtı

Nobel ödüllü, Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marques'in klasikler arasında yerini almış, bizde de sahneye konulmuş unutulmaz yapıtı:  

"Kırmızı Pazartesi."

Bir kasabada işlenen cinayeti anlatıyor.

Kimin, ne zaman öldürüleceğini kasabada herkes biliyor ama, cinayete engel olmak için hiç kimse adım atmıyor.

Gerçek bir olaydan yola çıkarak yazılan bu kitapta geçen olaylar son yumruk vahşeti ile birlikte, bize çok benziyor.

Vahşetin sadece tesadüfen pazartesi akşamı meydana gelmesi değil...

Şiddet sarmalına düşmüş bir ülkede, ne ile ilgili olursa olsun, bir sonraki şiddeti önlemek için kimsenin hiçbir adım atmayışı!..

Türkiye "Kırmızı Pazartesi" yıllarını yaşıyor.

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almanca'dan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

İlgili İçerikler