Kasvetli dünyada… ittifak, mücadele, umut!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Kasvetli dünyada… ittifak, mücadele, umut!

Kasvetli bir dünyada, “iki heyula var”: Biri faşizmin, faşizanlığın, ırkçılığın, otoriter niyet ve iktidarların kesifleşmesi. Bu tam hakikat. Diğeri ise bunların karşısında birbirine yaklaşabilen insanların, siyasi akımların, kazanımlarının verdiği umut. İkincisinin “heyula” olabilmesi, “hayal”den hatta geçmişin “hayalet”inden sıyrılabilmesi, ciddi bir akıl, emek, mücadele, dayanışma, kitlelere ulaşabilme meselesi

Kasvetli dünyada… ittifak, mücadele, umut!

Fransa’da yerel seçimlerin ikinci turu net bir şekilde şunu gösterdi:

1. ”Sağ”dan öte, “aşırı sağ” tüm faşizan renkleriyle yükseliyor. Sadece Fransa’da değil, Avrupa’nın birçok yerinde. Kiminde zaten “otoriter rejimler” mevcut.

2. Bu “faşizan” yükseliş ve “otoriter koyulaşma” karşısında, tek ciddi alternatif artık bir oraya bir şuraya yalpalayan “merkez” değil; “birleşik sol-ekolojist” bir cephe.

Başta büyük şehir Nice, Fransa’nın güneyinde bazı orta büyüklükte kentlerde, kırsalda “aşırı sağ” RN’nin hakimiyeti tesis edildi. Başta (Sol’un bölünmese yüzde 63 oy aldığı, ekolojistler destekli sosyalist adayın yüzde 51’le kazandığı) Paris; (az farklı sonucu mahkemelik!) Lyon, Marsilya, Nantes, Lille, Rennes, Pau gibi kentlerde “Sol” çeşitli ittifaklarıyla kazandı ya da yeniden kazandı.

“Dünyanın Tozunu Atalım! (Sınıf, İttifak, Mücadale Umut)” kitabımı ya da kitapçığı, geçen yıl sonunda biraz da hızla, bu “ittifak ya da cephe”nin zorunluluğunun mütevazı bir “manifestosu” niyetiyle yazmıştım. Önümüzdeki hikaye budur!

Ve bu “hikaye”nin, (savaşın içinden büyük bir devrim ve başta Almanya, Macaristan, devrimci teşebbüsler doğursa da) ilk dünya savaşı karşısında başarısız olan İkinci Enternasyonal’in dağılmasından, faşizmin yükselişi karşısında bir dolu yanlışla tutunamayan “merkez sol-sol” deneyimlerinden de ders alması mümkünse tabii!

Bir önemli ders de, yıllardır sabit biçimde ortada duran “çalışan sınıflar”ın, orta halli ve yoksulların önemli bir kısmının neden (yine) aşırı sağa meyletmiş olduğuna dair.

New York, Seattle gibi ABD kentlerinde, İrlanda’da “çalışan sınıflar, gençler” koalisyonlarının neden başarılı olduğu, İngiltere’de aşırı sağ yükselişe karşı “eko sosyalist”lerin neden ve nasıl yükselebildiği; Fransa’nın kalbi Paris’te, Akdenizli etnik çeşitlilik kenti Marsilya’da “Sol”un nasıl kazanabildiği de derslerin örnek vakalarından olmalı!

Sadece “savaş ve ABD-İsrail karşıtlığı”nın yetmediği de bir başka ders. Bu çarpıcı bir şekilde dünyada bir “vicdan enternasyonali”nin oluşmasını sağladı, o ayrı. Ancak “aşırı sağ” da keskin dönüşlerle bu temaya sahip çıkabildiğini gösterdi. Japonya’nın “aşırı sağ” sayılabilecek yeni kadın başbakanı bile, Trump’la görüşmesindeki aşağılanmayla bunu anladı!

Türkiye “otoriter” bir iktidarla, ABD-İsrail saldırganlığının tam kenarında “kıvrak bir dans içinde.” Ama bir yandan da Avrupa ve AB için kıymeti artıyor sanki!

Medyayı yok ettiği ülkede öyle böyle ayakta kalmaya çalışan bağımsız gazetecilik dünyasından neredeyse her gün bir gazeteciyi “içeri” alan, seçilmişleri “içeride” tutan “otoriter” bir iktidar bir yandan da Ortadoğu’da “dengeli barış güvercini” bir yandan ülkede “barış vaatçisi!”

Bu “denge”nin oportünizmi içinde, Riyad’daki “Körfez Paniği” toplantısında ABD ve İsrail’i “atlayan” ve neredeyse sadece İran’ı sorumlu tutan bir bildiriye imza atabiliyor. Öyle ya, Trump-Netanyahu “Gazze Barış Kurulu” şirketine de balıklama atlamış bir halde!

AKP seçmeninin bilhassa, fark etmesi gereken bu kıvraklık! Diğer seçmenlere, çok sayıda partiye gelince… neyin karşısında ne yapmak gerektiği de yazının girişinde “birazcık” var!

Kasvetli bir dünyada, “iki heyula var” demiştim kitapta: Biri faşizmin, faşizanlığın, ırkçılığın, otoriter niyet ve iktidarların kesifleşmesi. Bu tam hakikat. Diğeri ise bunların karşısında birbirine yaklaşabilen insanların, siyasi akımların, kazanımlarının verdiği umut. İkincisinin “heyula” olabilmesi, “hayal”den hatta geçmişin “hayalet”inden sıyrılabilmesi, ciddi bir akıl, emek, mücadele, dayanışma, kitlelere ulaşabilme meselesi.

Daha zor, lakin elzem!

İlgili İçerikler