Agos Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Hrant Dink'i 19 Ocak 2007'de gazete binasının önünde düzenlediği silahlı saldırıda öldüren Ogün Samast, 14 Kasım'da tahliye edildikten sonra medyadan hep uzak durdu. Sonra Samast'ın tahliyesinden bir süre önce ismini Ali Eren Karadeniz olarak değiştirmek üzere mahkemeye başvurduğunu öğrendik. Başvurunun basına yansımasından sonra Samast'ın avukatı Raşit Hodo, gizlilik kararı olan dosyanın basına sızması sonrasında isim değişikliğinden vazgeçeceklerini açıkladı.
Geçmişin insanın peşini bırakmaması çok kötü, hem de böyle bir geçmişin. Ama merak ediyorum Ogün Samast, geçmişinden mi kaçmak istiyor, isminin ürkütücü ününden mi? Ya da yeni bir isim alması durumunda önünde açılacağını varsaydığı kapıların hayalini mi kuruyor? Malum Ökkeş Şendiller gibi bir örnek var. Çok büyük bölümü Alevi ve solcu 111 kişinin öldürüldüğü Maraş katliamının bir numaralı sanıklığından milletvekilliğine giden yola Ökkeş Kenger de davadan hemen sonra soy adını Şendiller olarak değiştirerek çıkmıştı. Maraş'ta 19 Aralık 1978'de, polisin, askerin, herkesin gözü önünde başlayan ve durdurmak için hiçbir şey yapılmayan katliam bir hafta sürmüştü.
Hrant Dink'i öldürmesinden sonra Samsun otogarında yakalanan Ogün Samast'ın eline bayrak verilip, arkasındaki Atatürk'ün "Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez" sözünün yazılı olduğu bir takvim önünde poster fotoğrafı çekilip basına servis edilmişti.
Hrant'ın ölümünden yaklaşık bir yıl sonra, TRT 1'in 12 Eylül 1980 darbesine giden süreci anlattığını iddia ettiği Şahların Labirenti belgeselinde Şendiller'i bir numaralı sanıklıktan akil adamlığa terfi etmiş bir tanık olarak gördük. Şendiller Maraş katliamını bu kez Hrant Dink'e ve arkadaşlarına bağlıyordu: "Alevi-Sünni çatışması yoktu. İşin içinde Hrant Dink ve arkadaşlarının kurduğu sol örgütler vardı. Hrant Dink ve arkadaşlarının örgütleri bu işleri yaptı. Zaten olaylarda ölenlerin arasında yer alan 6-7 tane sünnetsiz cesedin Alevilerle, Sünnilerle ne alâkası var?" Malum sünnet işi çok önemli, hatta katliamların sorumlularının tespitinde anahtar konuma sahip. Sonra Şendiller katliamı anlatan bir de kitap yazdı: Kanlı Oyun/Maraş Olaylarının Perde Arkası. Samast'tan da bir kitap bekleyebiliriz pekâlâ: Hrant Dink Olayının Perde Arkası.
Tabii öncesine araya bir de milletvekilliği sıkıştırması fena olmaz. 1991 genel seçimlerinde Refah Partisi ve Milliyetçi Çalışma Partisi'nin Kahramanmaraş ortak adayı olarak milletvekili seçilmişti Şendiler, Samast'ın nesi eksik? Hatta tıpkı Şendiller gibi TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyeliği dahi yapabilir. Tabii önce, her konuşmasında katliam sonrası gözaltına alındığında gördüğü işkenceleri anlatan Şendiller kadar eşitlikçi ve insan haklarına duyarlı olmayı öğrenmesi gerekiyor: "Sürekli olarak, insan haklarını, anarşistlerin ve teröristlerin hakkı olarak görmeye devam ediyoruz. Suçlu olan, güvenlik kuvvetleri oluyor; suçlu olan, asker oluyor; suçlu olan, polis oluyor, hedef olarak onları seçiyoruz; ama, devletin bekası için, vatanın bütünlüğü için bunu birlikte değerlendirmek zorundayız değerli milletvekilleri."
İsmini değiştirebilirse Samast'ı da çalıştayların, kongrelerin uzman konuşmacılarından biri olarak görebiliriz ayrıca. Mesela Şendillerin uzmanlığı Aleviler olduğu için, AK Parti Alevilerin yaşadığı sorunlara çözüm bulmak amacıyla düzenlediği Alevi Çalıştayı'na onu, fikirlerine başvurmak için davet etmişti. Gerçi yoğun tepkiler ve "Şendiller gelirse biz katılmayacağız," açıklaması yapan çok sayıda kurum ve kişinin protestosundan sonra Şendiller çalıştaya katıl(a)madı ama olsun, davet edilmek de bir şeydir. 2011 yılı merkezî yönetim bütçe yasası görüşmelerinde de Şendiller'in (Kenger) çalıştaya neden davet edildiği tartışılmıştı. Barış ve Demokrasi Partisi milletvekili Şerafettin Halis, Bakan Faruk Çelik'e, "Ökkeş Kenger'i niye davet ettiniz?" diye defalarca sormasına rağmen Çelik'ten, "Siyasi partilerin tamamını da davet ettim, sizleri de davet ettim. Çalıştaylara gelip görüşlerinizi söyleseydiniz kayıtlara, devletin hafızasına ve önümüzdeki haftalarda bütün kamuoyuna dağıtacağımız, milletvekillerine dağıtacağımız 7-8 ciltlik kitaplarda görüşleriniz yer alırdı ve gelecek nesiller de bu konuyla ilgili görüşünüz neydi, bunu öğrenirdi. Davet edileceksiniz gelmeyeceksiniz, gelmeyip burada da yapılan çalışmaları bilmeden, içeriğini bilmeden tenkit edeceksiniz. Aslında söyleyeceğim çok şeyler var ama bakınız, çalışmaya, çalıştaya katılma nezaketini dahi göstermeyenlerin başka yerlerde bunu sorgulamaya hakkı yoktur,"dan başka cevap alamamıştı.
Samast'ın uzmanlığı da Ermeniler. Kendini biraz daha yetiştirirse yarın öbür gün onu da pekâlâ, Talat ve Enver Paşa'nın Haklı Mücadelesi ya da Türkiye'nin Saflaştırılması-Ermeni Sorunu konulu konferans, panel ya da çalıştaylarda dinleme şansına sahip olabiliriz.
Rakel Dink eşinin öldürülmesinden sonra, "bir bebekten katil yaratan karanlık" demişti. Ogün Samast tabii ki ismini değiştirme ve o isimle nasıl bir hayat kurmak istediğine karar verme hakkına sonuna kadar sahip. Ama… Ama ben de öldürüldüğü gün yayımlanan yazısında tarif ettiği "bir güvercinin ruh tedirginliği içinde"ki arkadaşım Hrant'ı unutmama ve bu cinayetin aydınlanması için peşinden gitme hakkına sahibim. Kardeşimsin Hrant!
"Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.
Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.
Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce."
|
Şengün Kılıç kimdir? Şengün Kılıç, Gazi Üniversitesi, Maliye Fakültesi'nden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Anasanat Dalı'na devam etti. 1986 yılında gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda muhabirlik, editörlük ve haber müdürlüğü yaptı. Biz ve Onlar/Türkiye'de Etnik Ayrımcılık (1992, Metis Yayınları), Beyaz Bir Düş (2004, Epsilon Yayınları), Sinemada Ulusal Tavır/Halit Refiğ Kitabı (2006, İş Kültür Yayınları), Erozyon Dede, Hayrettin Karaca Kitabı (2008, İş Kültür Yayınları), CHP'li Yıllar 1946-1992 (2010, İş Kültür Yayınları), Hayatım Mücadeleyle Geçti/Kemal Kurdaş Kitabı (2010, İş Kültür Yayınları), Çayın 90 Yılı (2014, Kesişim Yayınları), Haberde Yargı/Yargı Haberciliği Elkitabı (2019, bianet), Kadehlerdeki Dudak İzleri (2002, Overteam,) adlı kitapları yayımlandı. |


