Turkey mi, Türkiye mi?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Turkey mi, Türkiye mi?

İsmimde, dilinde bulunmayan harfler mi var? Dilin mi dönmüyor? Nasıl istersen öyle seslen, Beni sevdiğini bildiğimde ne dediğini anlarım

Turkey mi, Türkiye mi?

2021’de Cumhurbaşkanı’nın bir genelgesi ile ihraç ürünlerde "Made in Turkey" yerine "Made in Türkiye" ibaresinin kullanılmasının istendiği bildirilmiş, 2022 ortasında da hükümet, uluslararası kuruluşlara yabancı dildeki yazışmalarda "Türkiye" isminin kullanılması için talepte bulunmuştu. Bu isteği ilk kez Turgut Özal’ın, başbakanlığı zamanında ileri sürdüğünü söyleyenler var. 

Bu değişiklik isteminin gerekçesi neydi? 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye kelimesi, Türk milletinin kültürünü, medeniyetini ve değerlerini en iyi şekilde temsil eder ve ifade eder" demişti. O tarihlerde Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da Twitter hesabında yaptığı paylaşımda bu adımın "ülkemizin marka değerini artıracağını" söylemişti. 

Bu hamleyi, Türkiye'nin geleneksel olarak Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Şükran Günü'nde servis edilen hindi kuşuna “turkey”  denmesinden rahatsız olup bundan uzaklaşma çabası olarak yorumlayanlar da var.    

26 Aralık 2018’de Huntürk internet yayınında bu düşünceye yakın bir yorum yer almıştı:: 

“Rivayet odur ki; Amerika’nın keşfinde bulunan hindi, Avrupa’da zamanın Hıristiyan lideri Papa’ya hediye olarak götürülür. Papa ilk defa gördüğü hindiye bakarak (Bu ne tür bir hayvan bu böyle, aynı Türkler gibi kırmızı suratlı, kabararak yürüyor, bunun adı Türk olsun) der ve Hıristiyanların inanışlarınca her yılbaşında Hz. İsa’ya bir Türk kurban etmek borç bilinirdi. Avrupalı Hıristiyanlar her yılbaşında bir Türk kurban edemedikleri için Türklere benzettikleri ve ismini Türk (Turkey) koydukları hindiyi keserler.”   

Sonra ne oldu? 

Uluslararası kuruluşlar ve devletler, resmi ilişkilerde Türkiye'nin bu talebine olumlu karşılık verdi ama yabancı basın ve sosyal alanda ise daha çok “Turkey” denilmeye devam edildi. 

“Turkey”in kullanılmaya devam edilmesinin nedenleri arasında “Ü” harfinin, pek az ülkenin alfabelerinde bulunması vardır: Bu harf, Türkçe dışında sadece Macar, Eston, Azerbaycan, Türkmen ve Kırım Tatar alfabelerinde var. Mesela Almancada “Türkei” hindi demek değildir; alfabelerinde “Ü” bulunmadığından genellikle böyle adlandırıyorlar ülkemizi. 

Bir de “Böyle bir değişiklik gerekli midir?” diye soranlar var. 

“Güney Kore” dediğimiz yerde yaşayanlar, ülkelerine, eski Üç Krallık dönemine atıfta bulunarak, 'Han ülkesi' anlamına gelen “Hanguk”  diyorlar; ülkelerinin resmi adı Kore Cumhuriyeti yerine "DaeHan Minguk "derler. Kuzey Koreliler ise ülkelerine “Joseon”  diyorlar.  Güney Koreliler, bize “Bundan böyle bize Hanguk demeniz gerekir” demedikleri gibi kızmıyorlar da ve Güney Kore’den yaptığımız ithalat, Türkiye’nin toplam ithalatında önemli bir yer tutmaya devam ediyor.   

Rusçada Çin ülkesi “Kitay”  olarak anılır. Çin'in resmi adı olan Çin Halk Cumhuriyeti, Rusça'da  "Kitayskaya Narodnaya Respublika" şeklinde ifade edilir. Ruslar Çine, Çinliler gibi “Zhongguo” demedikleri halde aralarından pek su sızmıyor. 

Amanda Hamilton-Hollaway, Batı Avustralya Üniversitesi ve Queensland Üniversitesinde çalışmış ünlü bir dilbilim araştırmacısıdır. Bu konuda şunları söyler: Yaşamadığımız yerlerden bahsederken ve o yerde yaşayan insanların o yere ne ad verdiklerini her zaman bilmememizin, hatta belki de umursamamamızın nedeni, bizim de o yer için kendi kullandığınız belli bir kelimemizin bulunmasıdır."  

Bu dilbilimcinin verdiği örnekler arasında batılıların genellikle “Hungary” ya da buna benzer bir şekilde andıkları Macaristan var; ona göre bu ülkenin İngilizce adı muhtemelen Latincede 'Hunların ülkesi' anlamına gelen bir kelimeden türemiştir; ülkenin adı, Macar dilinde ise 'Magyarország' yani 'Macarların ülkesi' olarak adlandırılır, bu da muhtemelen Roma İmparatorluğu'nun tarihinden bir kesiti yansıtıyor. 

Amanda Hamilton-Hollaway, dış adlandırmaların ve iç adlandırmaların yerlerin, farklı dillerde, farklı insanların bakış açılarından ifade etmeyi yeğledikleri için var olduğunu açıklıyor. Ona göre dış adlar ve iç adlar kavramı sadece İngilizce konuşanlara özgü değil: "Bunu bazı Avustralya yerli dillerinde bile görebilirsiniz” diyor, “onların dillerinde de 'orada bulunan yer' veya 'orada bulunan insanlar' anlamına gelen kelimeler var ve bu kelimeler, bahis konusu insanların yaşadıkları yere verdikleri isimlerden farklıdır.” 

Dahası da var: Hindistanlılar, İngilizce konuşanların “Turkey” dedikleri kuşa, bizim “hindi” dememize kızmıyorlar, onlar bahis konusu kuşu böyle anmamızın nedeninin, bu yaratığın Hindistan'a özgü bir canlı olduğunu sanmış olmamızdan kaynaklandığını ve bu konuda yalnız olmadığımızı biliyorlar.   

Fransızlar da hindiye 'd'Inde' der. Neden? çünkü onlar da bunun Hindistan'dan geldiğini sanmışlardır. Bu kelime, Fransızcada 'Hindistan' anlamına gelir. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, bu ismin sadece Hindistan değil, Batı Hint Adaları (Les Indes occidentales) için de kullanılmasıdır. Böylece 'hindi' kelimesinin kökeni, Fransızca'da 'd'Inde' ifadesinden türemiştir ve bu kelime, Fransızcadan yani ikinci en çok kelime ithal ettiğimiz bu ülkenin “debil”, “embesil” “şantaj”, “piknik”, “fermuar” "sütyen"gibi yararlandığımız kelimelerinden sadece biridir.  

Koçanından dişleyip haşlanmışını da kızartılmışını da yediğimiz mısıra “mısır” dediğimiz için Mısırlılar bize küsmüyor, Sisi, bize “katil, zalim” filan demiyor.  

Bu tartışma neye varır? 

Şöyle ifade edelim: 

İsmimde, dilinde bulunmayan harfler mi var? 

Dilin mi dönmüyor? 

Kekelesen de 

Dilin tutulmuş da konuşamıyorsan da 

İşaretle söylüyorsan da  

Hangi adla anarsan an, 

Nasıl istersen öyle seslen, 

Beni sevdiğini bildiğimde 

Ne dediğini anlarım. 

İlgili İçerikler