Bizim toplumda ve bildiğim kadarıyla Fransa, Norveç gibi başka bazı ülkelerde güncel dil sorunları dönem dönem popüler oluyor. Bazen bir dilbilimci, sözlü ya da yazılı medyada düzenli aralıklarla belirli noktalara dikkat çekiyor, bilgi veriyor vb. Söylemesi ayıp, benim de bir dönem epey uğraştığım ve üç başvuru kaynağı halinde kitaplaştırdığım yazılar böyledir.
İlginç olan, popüler dil ilgisinin bazen şehir efsaneleri doğurması ve köşe yazarları dahil, dilci olmayanların da zaman zaman o efsanelerin etrafında dönüp dolaşmaları.
Bir bakıma, kaş yapayım derken göz çıkaran bir olgu bu. En iyi niyetlerle de olsa şehir efsanelerini kimlerin yinelediğini gördükçe, durumun düşünsel hayatımızdaki çıkmazlarla bağlantılı olabileceğini düşünmeden edemiyorum, özellikle söze “dilin katledilmesi”, “dilin / insanların bozulması, yozlaşması, çürümesi”nden başlayıp “cehalet”inden devam ederek işi milliyetçiliğe bağlayanlara rastlayınca. Sanırsınız ki insan toplumları şimdiye kadar hep ermişlerden oluşmuş, diller hep cennet-i âlâ’nın semalarında süzülmüş de şimdi birtakım kendini bilmezler yüzünden bozulmaya, çürümeye başlamış... Sizin “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” dediğiniz herhalde böyle durumlardır sevgili Uğur Mumcu.
BirGün yazarı gençlik arkadaşım Attila Aşut’un “’Şapkalar Kalktı’ Lafı Şehir Efsanesidir” diye yazdığı günün tarihi 28.5.2012’ydi. Şapkaları, yani düzeltme işareti konusunu o tarihten önce ve sonra da ben dahil pek çok dilci yazmıştır, Türkçe Sorunları Kılavuzu’nda da vardır. Çok yazıldı ama, efsane devam ediyor. İşin gerçeği Aşut’un andığım yazısından öğrenilebilir.
Türkçe konusundaki şehir efsaneleri “şapkalar kalktı”dan ibaret değil tabii. “Virgül ile ‘ve’ bağlacı yan yana kullanılmaz”, “dahi anlamına gelen ‘de’ler ayrı yazılır”, “dil göstergesi nedensizdir” gibi, çoğu yarım doğrulardan oluşan fetva ya da klişeler de –hâlâ-- dolaşımda.
Madem ki andım, bu üç yarım doğruya kısaca da olsa değinmem gerekir.
“Virgül ile ‘ve’ bağlacı yan yana kullanılmaz” formülü doğrudur ama, yalnızca basit cümleler için. Bileşik cümlelerde ise, yancümlenin temel cümleden ayırılmasında, ayrıca anlamın karışabileceği durumlarda, “ve, ile” gibi bağlaçlarla virgül yan yana kullanılabilir, kullanılıyor da zaten.
“Dahi anlamına gelen ‘de’ler ayrı yazılır” formülü de doğrudur ama, “de” bağlacının on üç ayrı kullanımından yalnızca birine işaret etmektedir, o da artık eskimiş sayılabilecek, “bile” anlamını taşıyan, A’nın kısa söylendiği “dahi” anlamına geleni...
“Dil göstergesi nedensizdir” formülü, dilbilimin kurucusu Saussure’e aittir ama, bir başına ve genel geçer bir dua gibi kullanıldığında tipik bir yarım doğru olarak kalıyor. Dil göstergesi nedensizliği, yalnızca oluşma aşaması için doğrudur. Bir kez yerleşik duruma gelen bir göstergenin nedeni artık bellidir, standart dilde ise besbelli. (Fazla karıştırmamak için bu bağlamda “yansıma” sözcüklerden ve poetik kullanımlardan söz etmiyorum.)
Kısacası dildeki şehir efsaneleri, imla gibi birinci basamak denebilecek hatalardan daha önemli sayılabilir, çünkü bir titizlenmenin ve doğrunun işareti gibi sunulduklarından, sürgit yanıltıcı olabilmektedirler.
İletişim olanaklarının artması, iletişimi artırmanın yanı sıra hataların tekrarlanması anlamına da geliyor.
Gerçekten de insanlık fazla sürat suçu işlemekle meşgul sevgili Gülten Akın. Potansiyel yazı alanına durmadan yeni kuşaklar ve kesimler ekleniyor, nüfus yenilendikçe bilgiler eskiyor ama, bu arada devam eden yalnızca hatalı kullanımlar değil; hatalar konusundaki büyüklenmeci yakınmalara eşlik eden klişeler ve fetvalar da devam ediyor, yeni tür ayin öğeleri gibi.


