Vahim istismar iddiası ile ilgili dosya rüşvet söylentileri arasında kapatıldı: Müfettiş soruşturması yaşananlara çare olacak mı?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Vahim istismar iddiası ile ilgili dosya rüşvet söylentileri arasında kapatıldı: Müfettiş soruşturması yaşananlara çare olacak mı?

İddia vahim: Adliye çalışanı bir babanın, öz kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla annenin suç duyurusunda bulunması ve dosyanın her seferinde hızla kapatılması. Adalet Bakanlığı, adliyeye yönelik çeşitli iddiaları soruşturmak üzere bir müfettiş gönderdi. Sonuçları ne olacak, göreceğiz

Vahim istismar iddiası ile ilgili dosya rüşvet söylentileri arasında kapatıldı: Müfettiş soruşturması yaşananlara çare olacak mı?

İnsanların her türlü sınırı kaybetmesine yol açan olaylar ve tartışmalar yaşanıyor. Öylesine sert ki yaşananlar zaten bir sınır çekmekte mümkün değil.

Melek gibi çocuklar, çeteler tarafından öldürülüyor.

Çocuklar istismara uğruyor, koruma isteyen kadınlar katlediliyor.

Olaylar öylesine çok ve derin ki ırk tartışmalarına kadar uzanmaya, toplumu ikiye bölmeye başlıyor.

Böyle bir ortamda, ki böyle bir ortam olmasına da ihtiyaç yok, yargının normalden bin kat fazla titizlenmesi gerekir değil mi, hele ki titizlenmeye bile gerek olmayan dosyalarda, hayır öyle olmuyor.

* * *

Bir süre önce Alanya Adliyesi’nde yaşananları, sonu gelmeyen rüşvet, çeteleşme iddialarını duyurmuştuk.

Öyle bir yapıdan söz ediliyor ki iddialara göre, usulsüz işlemlere direnen adliye çalışanları yargı yoluyla cezalandırılıyor, basit boşanma davaları bile karmakarışık bir hale getirilerek taraflardan para isteniyor, istismar, şiddet dosyaları bile hızlıca kapatılıyor.

İddianın muhatapları belli, şimdilik tek tek saymak, bazı soruşturmalara zarar verebilir.

Zira son derece yetkili bu isimler de haklarında ortaya atılan iddialardan, Adalet Bakanlığı’na ulaşan şikayetlerden haberdar.

* * *

Adalet Bakanlığı, adliyeye yönelik çeşitli iddiaları soruşturmak üzere bir müfettiş gönderdi.

Bu iddialardan birini daha önce duyurmuştuk. Müfettişe bu konu da detaylı biçimde muhatapları tarafından anlatıldı. Bu konuyla ilgili araştırma yürütüp yürütmeyeceğini göreceğiz.

Yaşananları anımsamakta fayda var.

İddia vahim: Adliye çalışanı bir babanın, öz kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla annenin suç duyurusunda bulunması ve dosyanın her seferinde hızla kapatılması.

Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru ile sonuçlanan olaylar, küçük kızın anne ve babasının boşanmasından önce başladı.

İddiaya göre anne, kızının “mastürbasyon” hareketleri yaptığını fark edip, daha 3,5 yaşında “popoculuk” adı verilen oyunu oynamak istediğini söyleyince pedagog görüşü aldı. Pedagog, çocuğun davranışlarının normal olmadığını söyleyerek yakından takip edilmesini istedi. Bir süre sonra anne boşanma davası açacağını söyledi, baba evi terk etti. Babanın gitmesinin ardından küçük kız, maruz kaldığı bazı olayları, çocukça bir dille anlattı.

Anne, bunları kayda alarak yeniden görüş istedi. Pedagog, bu kez anlatımların ve beden dilinin doğru söylediğini gösterdiğini, bu yaşta bu şekilde yalan söyleyemeyeceğini yazıyla aktardı. Değerlendirme raporlarında da istismar şüphesini açıkça yazdı ve gerekçelendirdi.

Anneye, konuyu savcılığa taşıması gerektiğini söyledi.

Bu sırada anlaşmalı boşanma süreci başladı ve anne, protokole babanın çocuğu bu süreçte sadece kendi gözetiminde görebileceğini yazdırdı. Baba da bunu kabul etti.

* * *

Boşanmadan bir iki ay sonra çocuğun okulda sinir krizleri geçirmesi, huzursuzluğu nedeniyle öğretmenler anneyi çağırdı. Annenin başvurduğu psikolojik danışman, acil biçimde anneyi çağırdı ve çocuğun çizdiği resimlerin istismar bulgusunu gösterdiğini, konunun savcılığa aktarılması gerektiğini söyledi.

Okul değiştiren çocuğun davranışları burada da devam etti. Bir süre sonra öğretmenler anneyi çağırarak, gerekçelerini anlattı ve çocuğun istismara uğramış olabileceğinden kuşkulandıklarını aktardı.

Anne, bunun üzerine suç duyurusunda bulundu.

Bu iddiayla ilgili detayları bir başka yazıda ayrıca anlatmak gerekiyor. Zira bütün aşamaları tartışmalı bir dosya.

Ancak hızla takipsizlik kararı çıktığını belirtelim. Bir süre sonra anne ikinci kez suç duyurusunda bulundu. Bu suç duyurusu da yine hızla ve tartışmalı fezlekeler doğrultusunda takipsizlikle sonuçlandı. İtirazlar da sonuç vermeyince anne, konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımak zorunda kaldı.

Asıl mesele adliyede gördüğü garipliklerdi… Anne, bu şekilde verilen takipsizlik kararlarını da garipsemişti, o süreçte gördüğü bazı davranışları da. Adliyede yaşadıklarını ve takipsizlik kararlarını da dilekçesine ekledi.

* * *

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, son dönemde ortaya atılan “yargıda borsa kurulduğu” iddialarına karşılık sürekli aynı cümleleri söylüyor. İddialara tepki gösteriyor, yargı bağımsızlığından söz ediyor, bir ululuk atfederek dokunulmaz ve görünmez kılmaya çalışıyor.

Oysa bir Adalet Bakanı, uzun yıllardır sürekli “borsa” iddiaları gündeme geliyorsa, altını biraz kazıdığınızda rüşvet alanlar, verenler, aracılık yapanlar ortaya çıkıyorsa, ortaya atılan diğer iddiaları da dikkate almalı, yargının bağımsızlığını sağlamak adına etkin soruşturmaların yolunu açmalıdır.

Alanya ve Gazipaşa adliyelerindeki iddialar şimdi müfettiş tarafından inceleniyor.

Sonuçları ne olacak, göreceğiz.

* * *

Haftanın kitabı: Hakikatin Peşinde Tahir Elçi

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin, gündüz vakti, Diyarbakır’ın merkezinde, Dört Ayaklı Minare’nin gölgesinde öldürülmesinin üzerinden 10 yıl geçti.

Sadece 49 yaşındaydı öldürüldüğünde…

Herkesin gözü önünde işlenen bu cinayet bile aydınlatılamadı, adalet ihtiyacı karşılanamadı. Aksine dosyalar karartıldı, raporlar gizlendi, itirafçılarla cinayet dosyasına yön verilmek istendi.

Tahir Elçi, hayatını hakikate ve insan hakları mücadelesine adamıştı.

Gazeteci Burcu Karakaş, İletişim Yayınları’ndan çıkan “Hakikatin Peşinde Tahir Elçi” adını verdiği kitabında Türkiye’ye Tahir Elçi’yi anlatıyor.

Çocukluğundan gençliğine, üniversite günlerinden avukatlık serüvenine, devletle birçok kez karşı karşıya gelip kazandığı davalardan Kürt meselesine bakışına, hak mücadelesi tarihindeki yerinden insani yönlerine Tahir Elçi’yi her açıdan ele alıyor.

Tahir Elçi’yi ve mücadelesini unutmamak, tarihe kaydetmek, sonraki kuşaklara anlatmak mühim. Burcu Karakaş da kitabında bunu marifetle yapıyor.

 

 

İlgili İçerikler