CHP Parti Programı taslağında “demokratik Türkiye” vaadinde bulundu
CHP, belki de zamanlama konusunda stratejik bir hata yaparak, aylardır üzerinde çalıştığı CHP Programı’nın taslak metnini, tam da TBMM’de kurulan süreç komisyonunun İmralı’ya gidilip gidilmeyeceği kararının verileceği gün açıkladı.
Partideki kimi isimler, tersi bir yaklaşımla planın, CHP’nin İmralı’ya gitmeme kararı aldığı gün açıklanmasını daha isabetli bulmuş olabilir.
Ancak ana muhalefet partisinin iktidar projeksiyonunu gösteren çok önemli bir metin, bu kararın ve tartışmaların gölgesinde kaldı.
***
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in koltuğa oturur oturmaz uzman isimlerden oluşan bir ekibin program hazırlamasını istemesiyle başlayan çalışmalar, taslak aşamasına kadar geldi.
Program taslağının etkileyici, hele ki bugünkü Türkiye koşulları düşünüldüğünde oldukça radikal olduğunu belirtmek gerekiyor.
Ancak komisyonunun İmralı’ya gitme kararı aldığı toplantıdan CHP’li isimlerin ayrılarak, komisyonda kalmaya devam edileceğini ancak İmralı heyetine temsilci verilmeyeceğini açıklamaları belki de programdaki başlıkları da tartışılır hale getirildi.
Oysa birbirinden ayırmak mümkün.
Bu değerlendirmeyi sona bırakalım.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel
***
Parti program taslağı dört ana başlıktan oluşuyor. Her başlık oldukça detaylı hazırlanmış. Bir hükümet programı gibi de okunması mümkün bir taslak.
Dört başlık; “Demokrasi, Yönetim ve Adalet”, “Kalkınma ve Ekonomi”, “Sosyal Devlet”, “Dış Politika, Güvenlik ve Dirençlilik” olarak belirlenmiş. Kapsamlı alt başlıklarla…
Altılı masa döneminde hazırlanan metinlerde olduğu gibi yeni program taslağında da parlamenter sisteme dönüş ve Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin sınırlandırılması temel amaç.
Buna göre hükümet, yine TBMM içerisinden seçilecek. Cumhurbaşkanı tarafsız olacak.
Ancak bu bölümdeki şu maddeler de önemli:
- Aktif yurttaşlık doğrultusunda halkın her kademede siyasete ve karar alma süreçlerine katılımı, demokratik araçlarla güçlendirilecektir. Halkın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, anayasa ve hukuka uygunluk şartıyla gündem teklif etmesi, belli sayıda yurttaşın imzayla kanun teklifi vermesi ve TBMM’nin ilgili komisyon ve Genel Kurul’da bu teklifi görüşmesi kurala bağlanacaktır. Yurttaşların yerel katılım mekanizmaları geliştirilecek; belediye meclislerine, il genel meclislerine ve kent konseylerine katılım olanakları artırılacaktır.
- Bu yaklaşımla seçim barajı yüzde 3 olarak düzenlenecektir. Bu düzenleme ile partilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilmesi kolaylaşacak; barajın düşürülmesi, Türkiye’nin toplumsal çeşitliliğini ve çoğulculuğunu yansıtan bir parlamento oluşmasına katkı sağlayacaktır.
***
Taslak, bugünden dersler alınarak hazırlanmış. Şu maddelerde bugünün izlerini görmek mümkün:
- İktidara gelen siyasi partilerin devlet mekanizmasını siyasi parti ya da siyasi partilere müzahir organizasyonlarla bütünleştirmesi engellenecektir.
- Yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını güvence altına alacak gerekli anayasal ve yasal düzenlemeler hayata geçirilecektir. Yargı erkinin, her türlü siyasal güce karşı etkin bir şekilde korunması sağlanacaktır.
- Hukuk devletinin inşası ve adil yargılanma hakkının etkili bir şekilde kullanılabilmesi için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Avrupa Konseyi organlarının tavsiye kararları başta olmak üzere demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları evrensel standartları hayata geçirilecektir.
- Temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının önündeki bütün engeller kaldırılacaktır.
- İfade ve basın özgürlüğü sağlanacaktır. Medya ve iletişim alanında halkın doğru, tarafsız ve güvenilir biçimde bilgilenme hakkının önündeki engeller kaldırılacaktır.
- Üniversite özerkliği sağlanacak ve akademik özgürlükler güvence altına alınacaktır.
- Siyasi etik yasası, seçim kanunları ve siyasi partiler mevzuatında yapılacak değişikliklerle siyasal hayat demokratik ilkeler temelinde düzenlenecektir.
- Yerel yönetimlerin mali ve idari alanda güçlendirilmesi ve yeni bir merkez-yerel dengesinin kurulması sağlanacaktır.
- Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu, yalnızca somut saldırıya yol açan durumlarla sınırlanacak ve demokratik tartışma ortamı güvence altına alınacaktır. Farklı fikirleri susturan, çoğulculuğu zedeleyen ve eleştiriyi cezalandıran antidemokratik uygulamalar hukuk sisteminden tamamen temizlenecektir.
- Nefret saikiyle işlenen suçlara ve nefret söylemlerine karşı kapsamlı bir yasal çerçeve oluşturulacaktır. Nefret suçlarıyla mücadelede hem maddi hukuku hem de usul hukukunu kapsayan güçlü ve uygulanabilir yasal çerçeve hayata geçirilecektir.
- İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı uygulanmayacak, yetkilerini kötüye kullanan kamu görevlilerinin soruşturulması ve yargılanmasının önündeki engeller kaldırılacaktır.
- Organize suç ve çeteleşmeyle etkili mücadele edilecektir. Bu kapsamda uyuşturucu çeteleri başta olmak üzere tüm suç örgütleriyle yargısal mücadelenin yanında gerekli siyasi irade de ortaya konulacaktır. Bu siyasi irade, yargısal sürecin bağımsız işleyişinin teminatı ve sonuçlarının uygulanmasının güvencesi olacaktır.
- Anayasa Mahkemesi’nin anayasal düzeni koruma misyonuna uygun olarak bireysel başvuru ve norm denetimi alanında verdiği kararların uygulanması sağlanacaktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının önündeki siyasi ve yasal engeller kaldırılacaktır.
- Olağanlaştırılan olağanüstü hal uygulamasına son verilecektir. Olağanüstü hal döneminden kalan uygulamalar kaldırılırken, tüm işlemlere karşı yargı yolu açık hale getirilecektir.
- Olağanüstü hal döneminde getirilen ve savunma hakkını kısıtlayan tüm yasal düzenlemeler kaldırılacaktır. Savunma hakkının ihlaline sebep olan, dosyaya erişimin kısıtlanması kararları ile yalnızca gizli tanık ve itirafçı ifadelerine dayanan, somut delilden yoksun soruşturma ve kovuşturmalara son verilecektir.
- Kanun hükmünde kararnamelerle haklarında başlatılan soruşturma ve kovuşturma işlemleri lehlerine sonuçlanan kamu görevlileri, yargı organı çalışanı ve diğer kurum ve teşkilat mensuplarının görevlerine ya da eşdeğer görevlere iadesi ve haklarında uygulanan tedbirlerin kaldırılması sağlanacaktır.

CHP'nin Merkez Yürütme Kurulu toplantısı
***
Program taslağının en önemli başlıklarından biri demokratikleşme. En önemli alt başlıklardan biri de “Kürt sorunu…”
Bu başlıkla ifade edilmese bile şu ifadeler kullanılıyor:
“Demokratikleşme, toplumsal sorunların eşit yurttaşlık temelinde çözümü için elzemdir. Kürt sorununda kalıcı çözüm; yalnızca terörün sona ermesiyle değil, eşitlikçi, katılımcı, demokratik bir siyasi ve toplumsal düzenin kurulmasıyla sağlanacaktır. Herkesin kendini ülkenin eşit yurttaşı olarak hissedebilmesi esastır. Bu yaklaşımla tüm yurttaşların ana dilini öğrenme, kullanma ve geliştirme hakkına saygı gösterilecek; kimsenin kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramasına ve toplumsal olarak dışlanmasına izin verilmeyecektir. Farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin özgürce var olabildiği bir toplumsal yapı güçlendirilecektir.”
CHP, açık biçimde Kürt sorununun çözümü için eşit yurttaşlık temelinde bir demokratikleşme reformu yapılması vaadinde bulunuyor.
Bunun için de ayrımcılık yasağı konulacağını, ana dili öğrenme, kullanma ve geliştirme, kısaca eğitim olanağı tanınacağını belirtiyor.
Aslında komisyonda CHP’nin sonuçta hangi önerilere destek vereceğini göstermesi açısından da önem taşıyan bir yaklaşım.
Şöyle devam ediliyor:
“Kürt yurttaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı bölgelerde derinleşmiş eşitsizliklerin giderilmesi, toplumsal barışın ve refahın kalıcı hale gelmesinde kritik bir öneme sahiptir. CHP, bölgesel kalkınmayı kapsayıcı bir vizyonla ele almaktadır. Bu yaklaşımla Doğu ve Güneydoğu bölgeleri için güçlü bir bölgesel kalkınma programı hayata geçirilecektir. Eğitim, sağlık, istihdam, altyapı, dijitalleşme ve gelir adaleti alanlarında oluşan yapısal eşitsizliklerin çözümü için yatırımlar artırılacaktır. Bölgenin ekonomik potansiyelini ortaya çıkaran, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir refah düzeni oluşturulacaktır.
Laiklik; sosyal, kültürel, inançsal farklılıkların güvencesi ve her yurttaşımızın eşit koşullarda, özgürce, bir arada ve kardeşçe yaşamasının esasıdır.”
***
Aynı bölüme Aleviler ve inanç özgürlüğü konusunda şu ifadeler de eklenmiş:
“Anayasa’da da belirtildiği gibi herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olması, ibadetin serbestliği ilkesinin esas alınması zorunluluktur. Vatandaşların dini inancı ve mezhebi nedeniyle ayrımcılığa uğramasına sıfır tolerans gösterilecektir.
Alevi yurttaşlarımızın, toplumsal hayatta yaşadıkları eşitsizliklere ve karşılaştıkları hak ihlallerine, Alevi inancının ve taleplerinin yok sayılmasına son verilecektir. Cemevleri ile ilgili yasal düzenlemeler yapılarak ibadethane statüsü tanınacaktır. Alevi yurttaşlarımızın karşılaştıkları hak ihlallerine karşı haklarını güvence altına alan kurumsal mekanizmalar oluşturulacaktır. Madımak Oteli, kapsamlı ve tarihsel bir utanç müzesi haline getirilecek, zamanaşımı bu davalar açısından söz konusu olmaktan çıkartılacaktır.”
***
Bununla sınırlı değil. Kürt sorununun çözümü açısından kritik şu maddeler de var:
- Terör örgütlerinin Türkiye’de insan ve maddi kaynak açısından zemin kazanmasına ve güvenlik tehdidi oluşturmasına imkân vermeksizin Terörle Mücadele Kanunu hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini esas alarak yeniden düzenlenecektir.
- İfade özgürlüğünü kısıtlayan ve şiddetle bağlantısı olmayan düşünce ve açıklamaları cezalandıran hükümler kanundan çıkarılacaktır.
- Terör örgütü ve örgüt üyeliği tanımları; cebir, şiddet ve anayasal düzene karşı eylemlerle doğrudan bağlantılı olacak şekilde toplumsal mutabakatla ve evrensel standartlarda yeniden yapılacaktır.
- Yerel yönetimlerin kurumsal kapasiteleri; insan kaynağı, mali imkânlar ve yönetim süreçleri bakımından güçlendirilecektir. Belediyelerce sunulan hizmetlerde verimlilik, etkinlik ve hesap verebilirlik ilkeleri temel alınarak standartlar oluşturulacak; bu standartları destekleyen rehber ve kılavuzlar hazırlanacak, denetim sistemleri de bu rehberlere dayanacaktır.
- Avrupa Yerel Yönetimler Şartı hayata geçirilecektir. Bu sözleşme çerçevesinde yerellik ilkesi Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği müktesebatıyla uyumlu şekilde uygulanacaktır.

***
Ardı ardına okuduğunuzda şu perspektif ortaya çıkıyor:
Ana dilde eğitim hakkı
Yerel yönetimler konusunda Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’nın uygulanması
Terörle Mücadele Yasası’nın değiştirilmesi
Eşit yurttaşlık
DEM Parti’nin gündeme getirdiği taleplerden çok da farklı değil. Elbette taslakta Suriye perspektifi, İmralı gibi zorlayıcı başlıklar konu edilmiyor. Ancak o zorlayıcı konulardaki tutumu da bugün güncel gelişmelerden görüyoruz.
CHP bir yandan bugün için “radikal” denilebilecek bir program taslağı ve demokratikleşme paketi hazırlarken diğer yandan İmralı’ya gitmeme kararı alarak, farklı, kimine göre “korkak” bir tutum ortaya koydu.
DEM Parti, özellikle CHP’nin heyette olmasını istiyordu. Bunun yerine “Komisyondan Erdoğan’a inat ayrılmayacağız” tutumunu geliştiren CHP, İmralı konusunda, Erdoğan’ın dile getirdiği, “AKP-MHP-DEM Parti” modelinin yaşama geçmesini istedi.
Bugün için eleştirilip, “dönüm noktası” olarak nitelendirilse de orta ve uzun vadede CHP ile DEM Parti seçmeni arasında kurulan, kurulması da zor olan bağın bu kararla bütünüyle ortadan kalktığı söylenemez.
***
CHP, komisyonda kalmakta ve taleplerinde ısrarcı oldukça, “Zemin parlamento olmalı” görüşünü ısrarla sürdürdükçe, bu bağ bir anda ortadan kalkmaz.
İmralı ziyaretinde neler olacağını ve yankılarını birlikte göreceğiz. Öcalan’la görüşmenin bilgi alışverişinden ziyade sembolik önemi bulunuyor. Öcalan’ın sürecin içerisinde etkili aktör olduğu iktidar tarafından kabul ediliyor ve bir meşruiyet alanı da sağlanıyor. CHP, zor konumunun da etkisiyle komisyona katılma ve komisyonda kalma kararının aksine çekimser bir noktada kalmayı tercih etti. Bu çözüm ve demokratikleşmeden vazgeçtiği anlamına gelmez. DEM Parti, eleştirse de CHP’yi sürecin dışına itmeyi istemez. Hele ki hedefleri program taslağında böyle açıklamışsa…



