Bir yanda yangınlar var; yemyeşil kocaman ağaçlar, ormanlar, içlerindeki diğer tüm canlılar yanıyor. Yangın yerlerinden ağlama, feryat, çığlık karışımı sesler geliyor. Bunlara, evleri yananların ağlamaları ve yakarışları karışıyor.
Diğer yanda bir komisyon tartışması yaşanıyor; yangının ve tüm sorunların önüne geçmiş. Şaşırıyoruz. Bu ortamda komisyon mu tartışılır? Hem de iktidarın iktidarını sürdürmek için bulduğu, daha doğrusu kendilerine dışarıdan verilen bir tür oyun gibi.
Biraz bununla uğraş demişler; içinde Osmanlı olsun, Arapları da içine alan etnik gruplar olsun, sonra bunları bir araya getiren ümmet olsun. Mezhepleri de ihmâl etme; onlara da görevler dağıt, böylece dikkatleri de dağıt.
Bu iki konunun arasında, daha çok da yangınla ilgili birçok ekonomik konu, sorun var. Birisi, uğruna çok bedel ödediğimiz TCMB’nin resmî rezervleri. 19 Mart'tan bu yana ne kadar azaldı, arttı; 19 Mart öncesi düzeyine geliyor, gelmiyor tartışmaları var.
Geçen hafta resmî döviz rezervlerinin seyrinden ve her yerde geçerli (konvertibil) paralar itibarıyla bileşiminden bahsetmiştim. Bu bileşimde ABD Doları'nın payının giderek azaldığını söylemiştim.
Şimdi Merkez Bankalarının resmî altın rezervlerinin seyrini ve nasıl oluştuğunu açıklamak istiyorum. Şunu belirteyim: Altın rezervleri birçok ülkede değişmiyor, bazılarında azalıyor. İki ülkede ise hızla artıyor; bunlardan birisi ve birincisi Türkiye.
Türkiye’nin altın rezervleri neden çok hızlı yükseldi? Sorunun yanıtı iki yönlü; bir yönü iyi görünüyor, ama başka bir yönü endişe verici.
Altın arz ve talebi
Altın dünyada sınırlı miktarda belli ülkelerde üretiliyor. Yeni (maden) altın üretiminin en yüksek olduğu ülkeler Tablo 1’de yer alıyor. Yeni üretim 2024 yılında tüm dünyada 3673 ton. Buna geri dönüştürülmüş (recycled) altın da eklenince toplam üretim tabloda görüldüğü gibi 4987,5 ton oluyor.
Tablo 1’de altının talep yanı da yer alıyor. Altın en çok mücevher yapımında kullanılıyor. Sonra sırasıyla yatırım, Merkez Bankası rezervi ve bilgisayarlar dahil olmak üzere teknolojik üretim amaçlı kullanılıyor.
Yeni altın üretimi çok da hızlı artmıyor. 2024’te 3 bin 673 ton olan yeni üretim; 2023’te 3647,1 ton, 2022’de 3638,2 tondur. Buna karşılık talep daha hızlı artıyor ve bu nedenle altın fiyatı son üç yılda hızlı yükselmiş durumdadır.
Tabloda görüldüğü gibi, altın üretimi en çok Çin’de yapılıyor. Burada birkaç noktayı belirtmek uygun olacak:
1) Çin’deki en önemli altın madenlerinden birisi Doğu Türkistan’daki (Xinjiang eyaleti) Hatu madenidir. Bu madenin çoğunluk hissesi Kanadalı Dynasty Gold Corporation (DGC) şirketindedir. Azınlık hissesi Çinli bir şirkettedir.
Bu madende Uygur Türklerinin zorla çalıştırıldığı anlaşılmış ve Kanada resmî kuruluşları bu DGC hakkında soruşturma başlatmışlardır. Soruşturma sonucunda DGC’nin önemli bir ceza alacağı anlaşılmıştır.
2). Her ne kadar Çin en büyük altın üreticisi ise de üretimi azaltmayı planlamıştır. Çünkü cıva veya siyanür ile yapılan altın üretimi çevreye büyük zarar vermektedir.
Ancak 2024 Kasım ayı sonunda Hunan eyaletinin kayalık yapıya sahip bir bölgesinde büyük bir altın damarı bulunmuştur. Anlaşılıyor ki Çin bu madenin işletilmesine izin verecektir ve en büyük altın üreticisi olmaya devam edecektir.
Tablodaki ülkeler dışında diğer büyük altın üreticileri, büyüklük sırasına göre Gana, Meksika, Endonezya, Kazakistan, Uzbekistan ve Peru’dur. Tüm bu ülkeler yılda 100 ton üzerinde üretim yapıyorlar.
Merkez Bankalarının altın rezervleri
Şimdi Merkez Bankalarının altın rezervine bakalım. Tablo 2’de 2025 sonunda ve 2025 başında merkez bankalarının altın rezervleri ton (birinci sütun) ve Milyar Dolar (ikinci sütun) olarak yer alıyor. Üçüncü sütunda altın ve döviz rezervleri toplamı var.
Tablodan şu gözlemleri yapabiliriz:
1) Tabloyu çok uzatmamak adına Almanya, Fransa ve İtalya'yı birlikte topam olarak aldım. Aynı nedenle yalnızca 2005'in 4. çeyrek ve 2025'in 1. çeyrek verilerini gösterdim.
2) ABD, Almanya, İtalya, Avustralya gibi ülkelerin altın rezervleri miktar olarak fazla değişmemiştir. Fransa, İsviçre ve Kanada’nın altın rezervleri azalmıştır. Japonya’nın altın rezervi ise bir miktar artmıştır. Sonuç olarak gelişmiş Batı ülkelerinin döviz rezervlerinde miktar olarak önemli bir değişiklik yok, diyebiliriz.
3) Buna karşılık bu gelişmiş ülkelerin altın rezervi değerleri, altının özellikle son yıllarda hızlı fiyat artışıyla uyumlu olarak oldukça yükselmiştir.
4) Kanada, önemli bir altın üreticisi olmakla birlikte altın rezerlerini 2000’lerin başlarında sıfırlamıştır. Bunun nedeni, Merkez Bankası açıklamasına göre rezervlerini getirisi olan finansal varlıklarda tutmak istemesidir. Benzer şekilde, Avustralya da önemli bir altın üreticisidir ama altın rezervleri çok düşüktür.
5) Çin, Rusya, Hindistan, Türkiye, Polonya gibi gelişmekte olan ülkelerin altın rezervleri miktar olarak önemli ölçüde artmıştır. Elbette bu ülkelerin altın rezervlerinin Dolar değeri de hızlı biçimde yükselmiştir.
TCMB’nin altın rezervleri neden hızlı arttı?
Altın rezervleri miktar olarak ve elbette değer olarak hızla yükselen iki ülke var. Birisi 20025’ten 2025’e rezervleri miktar olarak artan Polonya. Polonya’nın bu hızlı yükseliş için açıklaması şöyle: 2020’den başlayarak faizler görece düşük kaldı ve daha önemlisi 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı başladı. Bu belirsizlik ortamında, altın fiyatları da yükselirken, altın rezervlerini arttırmak anlamlı göründü.
Yine de toplam rezervleri içinde Polonya'nın altın rezervleri değerinin payı yüzde 21’dir ve IMF’nin bu konudaki yüzde 20 önerisi ile uyumludur.
Peki Türkiye’ye ne diyeceğiz? Altın rezervlerinin toplam rezervler içinde payı 2025 birinci çeyreğinde Çinde yüzde 6,5, Rusya’da yüzde 26,5, Türkiye’de ise yüzde 43,7 ve oldukça yüksek. Bu pay, 19 Mart 2025 sonrasında 2025 Mayıs başında yüzde 58’e kadar çıktı.
Geriye doğru baktığımızda, Türkiye’nin altın rezervlerinin 2017 yılı ikinci çeyreği sonrasında yükselmeye başladığını görüyoruz. Bunun nedeni bir yasa ile TCMB’ye Türkiye’de üretilen altını satın alma önceliği verilmesi.
TCMB içeride üretilen tüm altını piyasa fiyatlarından alabiliyor. Dolayısıyla banka altın üreticilerine bir talep garantisi veriyor. İkincisi, Türkiye'deki altın üreticilerinin devlete ödediği pay diğer ülkelere göre çok düşük.
Türkiye’deki altın üretim ruhsatları 2000 yılı sonrasında verildiği için görece yeni ve altın daha yüzeyde; çok derinlere inmek gerekmiyor. Bu açıdan da maliyeti daha düşük olabiliyor.
Önemli bir konu daha var:Türkiye’de altın üreticilerinin çevresel zararları düşünmeleri gerekmiyor. Örneğin ağaçları ve ormanları istedikleri ölçüde kesebiliyorlar. Suları kirletebiliyorlar. Kimseler bir şey demiyor.
Türkiye’de altın arayan Kanadalı birçok şirket var. Kendi ülkelerinde çevreyi kirletme cezası o kadar yüksek ki bu nedenle bu şirketler Türkiye gibi ülkelerde altın arayıp maden işletiyorlar.
Örnek olarak Kaz Dağları'na, Muğla ve özellikle Milas çevresine ve Artvin'e bakabiliriz. Ormanlık çok geniş araziler dümdüz edilmiştir. Çünkü altın aramak için toprağa inmek gerekir.
Altın üreticileri ayrıcalıklı malî işlemler ve vergi işlemleri de yapabiliyor. Örneğin zaten çok düşük verdikleri vergileri affedilebiliyor.
İşte bu nedenlerle Türkiye’de altın aramak için ruhsat almak isteyen ve de alan yabancı şirket sayısı çok fazladır. Şimdiye kadar altın ve maden arama ruhsatı verilen şirket sayısı binlerle ifade edilmektedir.
Sonuç olarak TCMB’nin Türkiye’de üretilen altını alıp altın rezervine eklemesi bir yanıyla iyi görünüyor. Ancak diğer yandan TCMB diğer ülkelerin menkul kıymetlerinden elde edebileceği faizlerden vazgeçiyor. Ayrıca altın fiyatı riski de alıyor ki bu zaman zaman zarar da yazdırabilir.
Ama asıl endişe verici yanı, Türkiye’nin şöyle bir izlenim vermesidir; altın madeni işletenlerin cıva veya siyanür ile elde ettikleri altınların çevre kirliliği olsa bile önemli değildir. Ayrıca yeşil ormanları kesmeleri de önemli değildir. Yeter ki altın rezervlerimiz için altın getirsinler.
Bu tür kararları kimler nasıl alıyor? Neden halkın uzun vadeli çevresel zararları dikkate alınmıyor?
Son bir soruyu bir arkadaşım sordu: Türkiye’deki bazı orman yangın alanları ile verilen altın arama ruhsatlarının bir ilişkisi var mı acaba? Arkadaşıma göre altın ruhsat alanları ile bazı yangın alanları örtüşüyor. Kendisine şöyle dedim: Ruhsat alanları o kadar geniş ki, yanan alanlar ile ruhsat alanları kaçınılmaz olarak örtüşecektir.


