Haziran ayı merkezi yönetim bütçesi 330,2 milyar TL, Ocak-Haziran ayları kümülatif olarak 980,5 milyar TL açık verdi.
Bu yılki bütçe açığı hedefi ise 1.931 milyar TL ve GSYH’ya oran olarak yüzde 3,1.
Yılın ilk altı ayında hedefin yarısı kadar açık verildi. Peki bütçeyi bundan sonra ne bekliyor, bütçe açığı hedefi tutar mı, yoksa aşılır mı?
Bütçe açığı, bütçe giderlerinin artış hızının bütçe gelirlerinin artış hızının üzerinde seyretmesi ile karşımıza çıkar. Açığı minimize etmek için giderler kısılamıyorsa gelirleri arttırmak, ya da gelirler artmıyorsa giderleri kısmak gerekir. Öyleyse maliye politikası sıkılaşacak, yani daraltıcı maliye politikası önlemleri alınacak.
Dolayısıyla mali disiplini sağlamak amacıyla bütçe giderlerini azaltmak ve/veya bütçe gelirlerini arttırmaktan başka çare yok. Bütçe açıklarını azaltmak aynı zamanda enflasyonla mücadeleye de katkı sunar. Ancak her iki maliye politikası aracının birlikte uygulanmasıyla ekonomi durgunluğa girebileceği, küçülebileceği gibi gelir dağılımında adaletsizlik de artar.
O nedenle Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını göz önüne aldığımızda istikrar, büyüme ve bölüşümde adalet hedeflerine ulaşmaya en yakın yöntem, bu iki maliye politikası aracındaki sıkılığı sırayla devreye sokmaktır.
Geçen yıla göre gelir artışı giderlerden fazla ama;
Haziran ayı bütçe giderleri 2024 haziran ayına göre yüzde 43,1 artış gösterirken, bütçe gelirleri yüzde 53,8 arttı. Ancak yılın ilk altı ayında bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 43,7 artarken, bütçe gelirlerindeki artış yüzde 46,1’da kaldı.
Görüldüğü gibi 2024’e göre gelir artışı giderlerden fazla ama bütçe açığı hedefinin tutması yine de zor. Çünkü bütçe giderlerinde dikkat çekici artış, borç faiz giderlerinde ortaya çıkıyor. Borç faiz giderleri 2024 haziran ayına göre yüzde 178 artarken, Ocak-Haziran dönemine göre de yüzde 93,5 artış gösterdi.
Ocak-Haziran döneminde bütçeden 1,1 trilyon TL’lik borç faiz gideri gerçekleştirildi. Bu tutar, altı aylık bütçe açığının üzerinde.
Yılın ilk altı ayında ödenen borç faiz giderini, ilk altı ayda ödenen vergi gelirleriyle karşılaştıralım:
- Ücretlilerin ödediği gelir vergisi (stopaj) hasılatı civarında,
- Dış ticaretten alınan vergilerin hasılatına yakın,
- Kurumlar vergisi hasılatının iki katı düzeyinde borç faiz gideri gerçekleştirilmiş.
2025 yılı bütçesi için borç faiz giderlerinin bütçe giderlerine oranının yüzde 13,2 ve vergi gelirlerine oranının da yüzde 17,5 olması hedeflenmişti. Ancak bu yılın ilk altı ayında bu oranlar sırasıyla yüzde 16,8 ve yüzde 23,3 olarak gerçekleşti.
Borç faiz giderlerindeki artış trendinin en önemli nedeni, son yılların yüksek enflasyon ortamında Hazine’ce ihraç edilen enflasyona endeksli uzun vadeli tahviller (Hazine ve Maliye Bakanlığı internet sitesinden istatistiklere bakabilirsiniz).
TCMB faiz indirimine başlarsa, Hazine’nin faiz yükü değişir mi?
Yabancı sermayenin yüksek ve cazip faiz ortamında DİBS piyasasına girişi hızlanmıştı. TCMB faiz indiriminin devamında DİBS piyasasına yabancı ilgisi azalış trendine girebilir. Ayrıca TCMB’nin faiz indirimiyle kısa vadeli tahvillerin faiz yükü düşmeye başlar ama uzun vadeli tahvillerin faizleri yüksek kalmaya devam edebilir. Ama unutmadan söyleyelim; uzun yıllar daha bütçeden yüksek enflasyon ve kur ataklarının olduğu dönemde yapılan borçlanmaların faiz giderleri yapılacak.
Bütçe açığı hedefine ulaşılması için yeni vergi artışları gündeme gelir mi?
Yeni vergi artışları, uzun süredir devam eden sıkı para politikasının etkilerini güçlendirip bütçe açığını azaltsa da, büyüme ve bölüşüm sorunlarına gebe.
Zaten Haziran enflasyonu açıklandıktan sonra ÖTV’de artış oldu. Ancak yine de yılın ilk ayında özel tüketim vergisinden beklenen hasılat, hedefin altında seyrediyor. Özellikle alkollü içkiler ve tütün üzerinden alınan özel tüketim vergisinde.
Konaklama vergisinden beklenen hasılat 9 milyar TL olmakla beraber, ilk altı aylık vergi hasılatı 3,5 milyar TL’de kaldı. Ancak zaten zayıf seyreden turizm sezonu dikkate alındığında burada bir vergi artışı olmayacaktır.
Diğer yandan dış ticaret üzerinden alınan vergilerden (gümrük vergisi, ithalde alınan KDV vb) beklenen hasılat 2,5 milyar TL, ancak ilk altı ayda hasılat 915,6 milyar TL oldu. Hedefe ulaşma amacıyla kısmi vergi artışları gündeme gelebilir.
Peki bütçe açığı hedefine ulaşılması açısından kamuda tasarruf ne durumda?
Mali disiplini sağlama konusunda kısa vadede en hızlı sonuç alınabilmesi için kamuda tasarrufu gündemde tutuyoruz. Ancak yürürlükteki Tasarruf Genelgesine göre bu yılın ilk beş ayında tasarruf tedbirleri kapsamındaki resmî taşıtlar, haberleşme, enerji, temsil-ağırlama, kırtasiye vb. kalemlere harcanan tutar, bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 1,3’ü düzeyinde. Kamunun tasarrufa başlamadığı kabul edilen 2023 yılının tamamında tasarruf edilmesi gereken kalemlere yapılan harcama ise bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 2’siydi.
Dolayısıyla tasarruf genelgesinde yer alan harcama kalemlerinde ne kadar tasarruf edilirse edilsin (ki henüz edilmiyor, bazı kalemlerde enflasyon oranında, bazılarında da üstünde artış var), bütçe açığını azaltmadaki etkisi giderek azalıyor. Bu durumun önüne geçmek için yürürlükteki tasarruf genelgesinin kapsamının genişletilmesi konusunda yasal düzenlemelere ve denetlemeye de ihtiyaç var.
Oransal olarak bütçe açığı hedefi, GSYH’ya oran olarak yüzde 3,1; peki bu hedef tutar mı?
Aylardır devam eden tarife belirsizlikleri, jeopolitik gerginlikler, 19 Mart süreci, savaşlar, Aralık 2024’te gevşemekte olan para politikasını yeniden sıkılaştırdı. CDS’in yükselişinin getirdiği ek finansal yükler, yabancı yatırımcının gel-gitleri, büyüme oranı beklentilerini olumsuz etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor.
Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2 büyüdü ve yukarıda saydığım riskler kaynaklı OVP tahmini olan yıllık yüzde 4’lük büyümenin gerçekleşemeyeceği anlaşılıyor. Oysa yüzde 3,1’lik bütçe açığı/GSYH hedefi yüzde 4’lük büyüme hedefine göre belirlenmişti. Sonuçta “payda (GSYH)” küçülüyorsa oran yükselecek, yani bütçe açığı hedefi tutmayacaktır.


