Brooklyn Paramount Tiyatrosu’ndaki kutlama partisinde Rama Duwaji, First Lady olarak ilk performansını sergiledi, deyim yerindeyse, bunu hayata bakışını gösteren tarzı ile yaptı.
Zohran Mamdani’nin eşi o gece sade ama gündelik olmaktan uzak, bazı gazetecilere göre ‘eşi benzeri görülmemiş’ bir stil çalışması gösterdi.
Bazı moda yazarlarına göre ise New York’un ilk Z kuşağı, ilk Müslüman Gracie Malikanesi sahibesi, devrim, kurum, halk üçgenine ‘kişilik damgasını vurdu.’
O gece Paramount Tiyatrosu’nu dolduran kalabalık kampanya boyunca kocasının yanında salınmayan Rama’yı nihayet karşılarında görünce alabildiğine coşku göstermişler. Mamdani’nin konuşmasına ara verip “Muhteşem eşim Rama, hayati” (hayatım) demesi üzerine de alkış tufan kopuyor…
Bu bölüm özellikle hoşuma gitti, yıllar önce Sofia Loren Oscar Ödül Töreni’nde heykelciliğini alıp “Grazie Amerika” deyip inmişti. Ana dilini kullanmasını çok kişilikli bulmuştum, Mamdani’nin sevgi sözcüğü olarak seçimi son derece kişilikli…
Sanırım ‘kişilik’ bu genç karı-koca için bundan sonra da çok sık kullanılacak bir deyim olacak, Mamdani kampanya boyunca oy kovalarken eşinin seramik yapmayı, stüdyoda ders vermeyi, galerilere gitmeyi, yani işini tercih etmesi de kişilikli bulundu.
Nitekim genç kadın desteğini de profesyonelce gösterdi, çok sevilen seçim logosunu hazırladı mesela. Sonrasında oy verinken öz çekim yapıp Instagram hesabından yayınlamakla yetindi.
Seçimleri folklorik değil kod
Rama Duwaji zafer kutlaması için Filistinli tasarımcı Zeid Hjjazi’nin sembolik geleneksel motiflere sahip lazer kesim siyah denimden kolsuz bir üst seçmiş, Ulla Johnson’un (NY bohem şıklığının simgelerindenmiş) siyah kadife ve dantel eteği, tasarımcı Eddie Borgo’nun küpeleriyle eşleştirmiş kıyafetini.
Rama Duwaji ve Zohran Mamdani
Bu ayrıntıları Wanessa Friedman’ın New York Times’daki yazısından öğreniyorum. Friedman “Bu folklorik bir seçim değil bir kod, üst düzey işçilik, özgür kadınlık, sade modernlik ve derin sosyal mesajların tek bir kıyafette bir araya getirildiği bir kod. Gürültülü moda evleri değil miras ve siyaseti iç içe geçiren bağımsız markalar kişiliğinin göstergesi” diyor.
Yine Friedman’a göre, “Sosyalizm ve yüksek sosyete arasında orta noktaya yerleştirilen ne ilerici klişelere ne de klasik kurumsal üniformaya yüz vermeyen bir tarz.”
Vogue dergisi birkaç hafta önce “Mamdani seçilirse eşinin tarzı ne olacak acaba” diye meraklı bir soru yöneltmişti, cevap geldi.
Suriyeli genç sanatçı ikonik Teksas çizmelerinden, kat kat takılarından ve şeffaf bluzlarından vazgeçmeyeceğini gösterdi.
Rama Duwaji ve Zohran Mamdani
Şöyle bir bakarsak bunlar aslında çok eskiden beri entelektüel çevrelerde kullanılan kod’lar, modernize edilmiş etnikite. Gençliğimden beri benimsediğim bir tarzdır, ABD ve Avrupa’da Hippiy akımı ile kendine yer bulmuştur. Ama sokak modası giderek o kadar klişe, kızlar o kadar üniforma oldu ki başka türlüsü besbelli şaşırtıyor.
Rama da Suriye diasporasının kızı olması, sanatçı kimliği ve New York’ta oturması vesilesi ile kimliğinden doğan bir estetiği benimsemiş, bunu yaparken de gençliğinden ödün vermiyor haklı olarak.
Rama Duwaji
Klişe dedik, gerçekten de göçmenler ülkesi ABD’de ne Trump’ın ne yardımcısı Vance’ın eşlerinin etnik kimliklerine herhangi bir gönderme yapmaksızın geleneksel şıklığa sığınmaları demek ki basını bile sıkmış.
O kadar ki Vogue’a göre, “Rama vatansever kıyafetleri, sadeliği tercih etmesi ile siyasi ekosistemde kuralları yeniden yazıyor. Kurumsal zarafete göç, zanaat ve sosyal adalet kavramlarını sokuyor.”
Bunlar Z kuşağı için önemli konular gerçekten.
Yine New York Times’tan anlıyoruz ki Rama Duwaji geçtiğimiz hafta moda haftası kapsamında gittiği, Jamaika zanaatkarlığını işleyen Diotima defilesinde ön sıraya oturarak bayağı bir puan toplamış.
Vogue bu arada sanatçının, tekstil endüstrisinde aşırı sömürülen işçiler üzerine çizdiği bazı karikatürlerini yayımlamıştı.
Birkaç gündür yazılıp duruyor, malum yeni first lady’nin ana konuları sosyal adalet ve kollektif kadın deneyimi. Nitekim seçim kampanyasına katılmayıp, iktidar koridorlarında salınmaması kendi işlerine odaklanması bu konudaki samimiyeti olarak değerlendirilebilir.
Rama Duwaji
Bir önceki yazımda da bahsetmiştim, New York belediye başkanlığında bir first lady geleneği yok, 2021’e kadar belediye başkanlığı yapan Bill de Blasio’nun boşandığı eşi yazar Charlene Mc Cray “Zaman değişti, bugün first lady kendine ait aktivist bir kimliğe sahip olabilir” diyor.
Duwaji son derece resmi bir resme kendi kestiği izlenimi uyandıran perçemleri ile hiç de resmi olamayan bir tarz ile girdi.
Mesaj açık: Instagram’da kültür inşa eden, diasporik toplumlarda doğan, geleneğe meydan okuyarak değerlerini yeniden şekillendiren nesil artık iktidara geliyor.
TELE1 suskunluğu
Yukarıda dem vurduğum Suriyeli sanatçı “Herkesin adaletsizlik karşısında sesini yükseltme sorumluluğu olduğuna inanıyorum” diyor hemen her söyleşisinde.
Artık şaşmam, diyordum ama çok şaşırdım bu ülkede askeri darbelerde bile yapılmayan bir şey yapıldı, çevik kuvvet ile 80 gazetecinin çalıştığı TELE1 kanalı basıldı, ana haber bülteni kesildi, TMSF’yi temsil eden bey çalışanlara kısa bir konuşma yaptı ve yemek, dağ bayır vs. gibi bant yayınlara geçildi.
TISS yok, Maslak’a gidip stüdyonu önünde toplanmadık, Çağlayan’da birikmedik, meslek kuruluşları demeç dışında bir girişimde bulunmadı, bulunmuyor. Çoğu kirada oturan insanların (şimdilik) ödemeleri yapılmadı. Yani olaylar TMSF’nin el koyduğu diğer kuruluşlardaki gibi gelişmiyor.
Herkesin adaletsizlik karşısında sesini sadece yükseltme sorumluluğu değil ZORUNLULUĞU da var.


