Kaleydoskopta dünya turu
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Kaleydoskopta dünya turu

Bugüne kadar ihracat yaptığınız AB ülkeleri sizi hala tedarik zincirinde muhafaza ediyor mu, yoksa sizin yerinize Romanya, Bulgaristan, Cezayir, Bangladeş gibi bu yeteneklere sahip olmayan, ama “ucuz” emek ülkelerini koymuş olmasınlar? Eğer böyleyse, bunda sürekli olarak yoksullaşan Türk vatandaşının ne günahı var?

Kaleydoskopta dünya turu

103 yıl sonra bugün ümitli olmak gerekir

Tam bir çöküşün ardından mucizevi liderliğin sağladığı kurtuluş savaşı galibiyetinin 102.yıl dönümünü kutlarken, bugün içinde bulunduğumuz ve açıklanması güç duruma kaleydoskoptan bir dünya turu ile bakmak istiyorum. Söze başlarken Cumhuriyet Bayramımızı kutluyor, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan ve Anafartalar’da devam eden mücadelenin, bugün içine düştüğümüz durumdan kurtulmamızda örnek alınması dileğini iletmek istiyorum.

Kaleydoskoptan dünya turu dedim, çünkü birçok ülke zor durumda. Avrupa’da İtalya dışında hemen bütün ülkelerde siyasal belirsizlik var. Fransa Macron’un eşsiz beceriksizliği, siyasal hoppalığı hele geçen haftaki Louvre hırsızlığından sonra mizah konusu oldu. İngiltere’de Başbakan Starmer başarısızlığını, çağın büyük komedyeni D. Trump’ı Londra’da ağırlayarak, Ankara’ya gelip Cumhurbaşkanına savaş uçağı pazarlayarak örtmeye çalışıyor. Aynı D. Trump, Washington’da yine aynı konuda kongreyi ikna edemiyor.

Rusya Ukrayna karşısında başarısızlığını itiraf edemiyor, insanlar ölmeye devam ediyor. Gazze sorununda olan, yaşamını yitiren yüzbinlerce insana, çöken ailelere oldu. Hükümran devletlerin yarattığı siyasal depremler, doğal depremlerle, sellerle, yangınlarla ve doğa katliamıyla yarışıyor.

Arjantin

Bir vakitlerin güçlü, müreffeh Güney Amerika ülkesi Arjantin, 1929 dünya ekonomik krizinin ardından yaşanan siyasal istikrarsızlıklardan bugüne kadar başını kaldırabilmiş değil. Bunun sonucu ekonomik istikrarsızlık oluyor. 1946-55 yılları arasında Juan Peron’un yönetiminde uygulanan sosyal demokrasi, üretmeden dağıtma ilkesi nedeniyle, iyi niyetle başlayan bu dönemin 1955-58 döneminde yeniden ihtilalle kesilmesi sonucunu veriyor. 1989-99 yılları arasında El Turco lakabıyla tanınan Carlos Menem, 2003-15 yılları arasında ABD’de yeni ekonomi uygulamasını getiren Franklin Roosevelt’e benzetiliyor. Sonuç olarak Arjantin siyasal istikrarsızlıkta Türkiye ile yarışıyor.

İki yıl önce karşımıza gerçekten iktisatçı, Buenos Aires’de di’Tella Üniversitesi mezunu Javier Milei çıkıyor. O da geçen yıl ABD başkanlık seçimlerinde D.J.Evans’ın yaptığı gibi eline bir elektrikli ağaç testeresi alarak, başkan seçildiğinde kamuda tasarruf için bürokasiyi budamayı vaad ediyor. J. Milei vaktiyle rock gruplarında müzik yapmış, o yaşamından bugüne kalan saç tuvaleti, o da İngiltere’yi N. Farrage ile birlikte bin türlü yalan iddia ile AB’den çıkarttıktan sonra, Covid salgını sırasında tüm İngiltere evinde kapalı iken, başbakanlık konutunda yardımcılarını “herkesin kendi şişesiyle gelmeye davet edildiği” parti ortaya çıkınca başbakanlıktan kovuluyor.

J. Milei ilk görev yılında enflasyon oranını düşürmekte azaltmakta başarılı oluyor. Bunun ana nedeni ABD’den alınan 20 milyar Dolar swap kredisi. Hemen hatırlayalım ki Arjantin’in nüfusu 45 milyon, yani Türkiye’nin yarısı kadar. Karşısında ne PKK, ne Suriye, Irak sorunu, ne bölgesinde İsrail, Filistin, İran risk ve savaş bölgeleri var. 1982’de dönemin askeri juntası Galtieri’nin liderliğinde İngiltere’nin kontrolündeki komşu Falklands adasını işgal edilmesi, dönemin İngiltere Başbakanı M. Thatcher’in bölgeye savaş gemisi göndermesine yol açmıştı.

Türkiye

Kaleydoskopta Türkiye belirince karşımıza çıkan sorunları biliyoruz. Türkiye’den farklı olarak Arjantin, benzer ekonomik tabloya sahip ülkelerde rastlanan iç sol-sağ veya dini, etnik çekişmelerle karşılaşmıyor. Ama bir vakitlerin tarım ve hayvancılık ürünleriyle Bu dünyanın sayılı zengin ülkeleri arasına girerken, bugün Şili ve Bolivya’dan sonra nadir mineral zenginliğinde üçüncü sırada. Bizim bu kriter itibariyle konumumuz net değil, “ bazen bor zenginliği gündeme gelirken, bu madenin nasıl paraya çevrileceği netleşmedi. Ardından toryum zenginliğinden söz edilir oldu. İktidar seçim dönemlerinde doğal gaz, petrol rezervlerini muştuluyor, seçimden sonra bunlar buharlaşıyor.

Bu yazıda enflasyon konusuna değinmeyeceğim, daha önemli bir konuyu gündeme getirmek istiyorum. Enflasyondan daha önemli bir konu olabilir mi?

Evet, enflasyon fiyatlar genel seviyesinin sürekli olarak yükselmesi olarak tanımlanır. Bu dönemlerde sabit gelirliler yoksullaşır, gelir dengesi bozulur, borçlanmak kârlı, alacaklı olmak zarar yaratan eylemlerdir. Bunları iktisat eğitiminin ilk yılında anlatırız. Ekonomide denge, öngörülebilirlik için istenilir bir durumdur. Tasarruf her zaman yatırıma eşittir, ama bu “expost” olarak tanımladığımız bir durumdur ve yatırımın yarattığı gelirden ayrılan tasarrufla sağlanır. Demek ekonominin büyümesi geçici olarak denge koşulunun ihlal edilmesine neden olabilir. Eğer ülke doğal zenginliklerini paraya çevirirse, veya birden hızla monetize edilebilecek, paraya çevrilebilecek bir buluş elde edilirse, yatırım kendi kendini finanse edebilir. Örneğin, Apple şirketinin, NVIDIA’nın yeni yatırımları için borçlanmaya ihtiyacı yoktur.

Kimilerine kazandıran enflasyon

Enflasyon konusu yıllardır Arjantin gibi Türkiye’nin de baş ağrısı. Yıllardır geçmediğine göre, ya yönetenler bundan bir çıkar sağlıyor, veya toplum baş ağrısını seviyor. Çıkar sağlama konusunda önceki yazılarımda ve biraz önce para oyunlarının kazanç sağladığını hatırlattım. Yine önceki yazılarımda buna örnek olarak G. Soros’un 1992 yılında zaten zayıf olan Pound birimiyle borçlanarak İngiliz Merkez Bankasını devalüasyona zorladığını, daha sonra borçlarını ucuzlayan poundu satın alarak ödediğini, bu sayede birkaç milyar pound kazandığını hatırlatmıştım. Geçen hafta TCMB’de bu operasyonu andıran bir işlemle karşılaşıldığını öğrendik. Bakalım ne çıkacak, yakın tarihte Türkiye’de de Soros’u hatırlatan hareketlerle karşılaşıldı mı?

Kaleidoskop küçük ekranına uluslararası siyaset alanından örnekler de getiriyor. Geçen hafta Zeynep Gürcanlı Cumhuriyet gazetesinde SAFE programı bağlamında Lübnan hükümetiyle yapılan anlaşmayı hatırlattı. Bu program AB’nin 2030’a kadar savunma endüstrisini güçlendirmeyi hedefliyor. Safe programına dahil olan ülkeler tüm AB ile Makedonya,Ukrayna, Arnavutluk, Japonya ve Güney Kore. Yanlış okumadınız, Türkiye çeşitli girişimlerine karşın bu programa dahil edilmiyor. Neden mi, Yunanistan ve Kıbrıs karşı çıktığı için.

Daha önce İrlandalı hukukçu, AB komisyonunda üye olan, yani bakanlık yapan, GATT yani Dünya Ticaret Örgütü Genel müdürü olan ve daha birçok başarılı görev yapmış olan dostum Peter Sutherland ile bir sohbetimizde “Çelik biz, yani AB, Türkiye’yi dışarıda bırakıp Yunanistan’la, Kıbrıs’ı AB’ne kabul etmekle büyük hata yaptık, bunlar hiçbir zaman önünüzü açmayacaklardır” demişti. Hata yalnız onlarda, yani AB ülkelerinde değil, çeşitli fırsatlar doğduğunda onları değerlendiremeyen bizde.

Sonuç: bugün giderek Ortadoğu'nun karanlıklarına gömülüyoruz ve biz hala aydınlanmanın karşısında olanların yönettiği kurumlarla yaşıyoruz. Enflasyon tartışmaları, ülkenin önemli bölümü yoksullaşırken dikkatimizi dağıtmaya, kimilerinin bundan yukarıda belirttiğim gibi kazanç elde etmesine yol açıyor.

Kaleydoskop bir resmi daha hatırlatıyor, giyim sanayicileri başta olmak üzere bazı ihracatçılar TL’nin fazla değerli olmasının onlara zarar verdiğini söylüyor, artık maliyet tutturamadıklarını söylüyor. Ama resim bir başka sorunu hatırlatıyor ve soruyu soruyor: tasarım yeteneğiniz, marka gücünüz, üretiminizin kalitesi sizi yoksul Ortadoğu ve Asya ülkeleri dışında destekliyor mu? Bugüne kadar ihracat yaptığınız AB ülkeleri sizi hala tedarik zincirinde muhafaza ediyor mu, yoksa sizin yerinize Romanya, Bulgaristan, Cezayir, Bangladeş gibi bu yeteneklere sahip olmayan, ama “ucuz” emek ülkelerini koymuş olmasınlar? Eğer böyleyse, bunda sürekli olarak yoksullaşan Türk vatandaşının ne günahı var?

Desteği TL’nin değerini düşürerek yurttaşınızı yoksullaştırmakta değil, ürünlerinizin değerini yükselterek, talep edilecek üretimde arayın.

İlgili İçerikler