KKTC muhalefet lideri, CHP’den 'Taşınmaz Mal Komisyonu' desteği istedi; AB’ye sert çıktı: Biz yokmuşuz gibi davranamazsınız!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

KKTC muhalefet lideri, CHP’den 'Taşınmaz Mal Komisyonu' desteği istedi; AB’ye sert çıktı: Biz yokmuşuz gibi davranamazsınız!

CTP-Sıla Usar İncirli

Tufan Erhürman’ın yüzde 60’ın üzerinde oy oranıyla cumhurbaşkanı seçilmesi, gözleri hem Kıbrıs sorununun çözümü hem de ülke içi siyasî dengeler konusunda KKTC’ye çevirdi. Seçim kampanyası boyunca, Ersin Tatar’ın 5 yıllık görev süresinin müzakeresiz geçen tek cumhurbaşkanlığı dönemi olduğunu vurgulayan Erhürman’ın ekim ayında göreve başlamasından bu yana Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili beklentiler de artmış durumda. Kıbrıs sorununun ele alınışıyla ilgili kendini Erhürman’ın tarihî seçim zaferiyle gösteren değişim talebinin diğer yanı da KKTC iç sorunları.

İşte Sıla Usar İncirli, Erhürman’ın cumhurbaşkanı olmadan önce genel başkanlığını yaptığı Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) başına böyle bir ortamda geçti. İncirli, partisinin tarihindeki ilk kadın genel başkan. Kendisi aslında Ankara’ya yabancı bir isim değil, Hacettepe Üniversitesi’ndeki tıp eğitimini, nöroloji ihtisasıyla tamamladı ve kendisinin deyimine göre 10 yıl boyunca kaldığı Ankara’da “kardeşten öte” dostlar edindi.

Kıbrıs Türklerinin adalet mücadelesine gençlik örgütlenmelerinden bu yana aktif olarak katılan İncirli, siyasette KKTC’de Tıp-İş Sendikası’ndaki göreviyle sendika başkanlığından CTP Kadın Örgütü Başkanlığı’na ve milletvekilliğine kadar çok çeşitli roller üstlendi. Erhürman’ın cumhurbaşkanlığı seçimi için görevini bırakmasıyla CTP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan İncirli, kongreyi de ilk turda kazandı.

İncirli, genel başkan olduktan sonraki ilk Türkiye temaslarını gerçekleştirmek üzere geçtiğimiz günlerde Ankara’daydı. CTP Genel Başkanı’na partisinin Dış İlişkiler Sekreteri ve Girne Milletvekili Fikri Toros ile Eğitim Sekreteri ve Merkez Yönetim Kurulu üyesi Feriha Tel de eşlik etti.

İncirli ve heyeti, Ankara temasları kapsamında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş’la bir araya geldi.

Bu temasların son gününde Genel Başkan İncirli ve heyeti bir grup gazeteciyle bir araya gelerek Ankara’daki görüşmelerini, bu görüşmelerde öne çıkan konuları ve KKTC’deki erken seçim gündemiyle ilgili sohbet etti.

İncirli ve heyeti, Ankara'da gazetecilerle bir araya geldi

CTP'den "Taşınmaz Mal Komisyonu" hamlesi: CHP'den destek istediler

CTP heyeti, AİHM'nin meşruiyetini kabul ettiği, KKTC'de 2006'da kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu'nu etkisiz kılmaya yönelik lobi yapan Rum yönetimine karşı CHP'den destek istedi.

Taşınmaz Mal Komisyonu

2006’da faaliyete geçen Taşınmaz Mal Komisyonu, Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde sahibi bulunan ancak Kıbrıs Türk devletinin ilanından sonra KKTC yasalarınca terk edilmiş veya sahipsiz olarak nitelenen mallarla ilgili iade, takas veya tazminat kararları veriyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2006’da verdiği bir kararla bu komisyonun söz konusu mallarla ilgili olarak Kıbrıslı Rumlara ödeme yapılabileceğine karar vermiş ve böylece komisyonu etkili bir iç hukuk yolu olarak işaret etmişti. Hatta mahkeme, 2010 yılında sekiz Kıbrıslı Rum’un Türkiye aleyhinde AİHM’de açtığı davayı Taşınmaz Mal Komisyonu’nun "etkin iç hukuk yolu" olduğunu belirterek reddetmişti. AİHM’in, komisyonu ödemeler konusunda yetkili kurum olarak belirlemesi ve sonrasında açılan davaları reddetmesi KKTC açısından önemli eşiklerdi çünkü bu kararla KKTC yasaları uyarınca kurulmuş bu komisyon uluslararası alanda tanınmıştı.

Şimdi Rum tarafı, kararlarının geciktiği iddiasıyla Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nde lobi faaliyeti yaparak komisyonun geçerli bir iç hukuk yolu olarak tanınmasını geçersiz kılmaya çalışıyor.

Rum tarafı geçersiz kılmaya çalışıyor; geçen sene 124 milyon pound ödenmiş!

CTP Dış İlişkiler Sekreteri Toros’un verdiği bilgilere göre bugüne kadar Taşınmaz Mal Komisyonu’na Kıbrıslı Rumlar tarafından 8 bin 300 başvuru yapıldı ve bu başvurulardan 2 bin 300’ü sonuçlandı; 2021 yılına kadar tazminat ödenmesine karar verilen tüm başvuruların da parası ödenmiş durumda. 2024 yılında komisyon tarafından verilen karar uyarınca Kıbrıslı Rumların ödenen tazminat miktarı 124 milyon pound.

Toros, başvurularla ilgili olarak karar verme süreçlerinin “bir parça yavaş gittiğini” kabul etti ancak bu durumun, komisyonun bir iç hukuk yolu olmaktan çıkarılmasına gerekçe olarak gösterilemeyeceğini ifade etti.

Toros, gecikmelerin yaşanmasının bir sebebini de ödemeler için fon oluşturulmasındaki sorunlara bağladı. Ancak bu konunun çözümü için siyasî irade de yok değil. Zira Toros’un aktardığına göre KKTC Meclisi’ndeki partiler oybirliğiyle bu fonların artırılmasına dair kararı da onaylamış durumdalar. Fon artırımına hâlâ ihtiyaç var ancak göreceli olarak da arttığı bildirildi. 

Kapalı Maraş bahane mi yapılıyor?

Rumlar, Kapalı Maraş bölgesindeki mallarla ilgili yaklaşık 460 başvurunun karara bağlanmamış olmasını komisyon karşıtı faaliyetlerinin gerekçesi olarak sundu. Toros, 1974’teki harekâttan bu yana kapalı olan Maraş bölgesinin özel bir statüde olduğunu vurguladı.

Kapalı Maraş, bu özel statüsü nedeniyle Taşınmaz Mal Komisyonu Yasası kapsamında değil. Maraş, harekât sonrası Kıbrıslı Rumlardan oluşan nüfusunun göç etmesiyle askerî kontrolde kalmış ve büyük bir kısmı yerleşime kapatılmıştı. Türk tarafı, 2020 yılında Maraş’ın kamuya ait olan sahil kısmının bir bölümünü ve Demokrasi Caddesi’ni açma kararı almıştı.

İncirli ve heyetinin gazetecilerle buluşmasında
Taşınmaz Mal Komisyonu'yla ilgili gelişmeler tartışıldı

Son toplantıda Rum lobisinin etkisiyle KKTC aleyhine oylarda artış oldu

Taşınmaz Mal Komisyonu’nun iç hukuk yolu olmaktan çıkarılması için 46 üyeli Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’ndeki oylamada salt çoğunluk gerekiyor. Aslında bu süreç yeni değil, yaklaşık 2 senedir altı ayda bir toplanan komite bu konuyu da oyluyor. Ancak ilk yapılan oylamada yalnızca 2 üye KKTC aleyhine oy vermişken aralık ayında yapılan son toplantıda oy sayısı 21’e çıkmış durumda. Salt çoğunluk olan 24 oya giderek yaklaşılıyor ve bu Rum lobisinin delegeler arasında etkili olduğunu gösteriyor. CTP heyeti de bu aciliyete dikkat çekti. 

Genel Başkan İncirli, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Türkiye ve KKTC’yi yani Türk tarafını koruyan bir komisyon olduğunu vurgulayarak “Bu kale bizi koruyan bir kaleydi. Biz bu kaleyi kaybedemeyiz,” dedi.

KKTC yasaları uyarınca oluşturulmuş bu komisyonun iç hukuk yolu olmaktan çıkması, AİHM’de bu konuda Türkiye aleyhine açılacak davaların sayısını artırabilir. Uluslararası hukuk, KKTC’yi Türkiye’ye bağlı bir yönetim bölgesi olarak kabul ettiği için KKTC’yi ilgilendiren şikâyetler, resmî olarak Türkiye aleyhine davalarla AİHM’e taşınıyor.

CTP heyeti, Ankara’daki temaslarında kardeş partisi CHP’den Sosyalist Enterasyonal ve Avrupa Sol Partisi’ndeki ağırlığını da kullanarak bu konuda adımlar atmasını talep etti.

Avrupalı diplomatlara tepki: Geleceksiniz, gideceksiniz; Kıbrıslı Türkler yokmuş gibi davranacaksınız…

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) bu ayın başlarında Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını devralmıştı. GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, AB dönem başkanlığını çok hareketli geçireceklerinin sinyallerini vermişti. Nitekim Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de ekibiyle birlikte 15 Ocak’ta Rum kesimindeydi.

CTP Genel Başkanı İncirli, Rum tarafının tüm Ada’yı temsil iddiasıyla bulunduğu AB’nin başkanlık görevini üstlenirken Avrupalı diplomatların “Kıbrıs Türk halkı yokmuş gibi” Rum tarafına ziyaretler gerçekleştirmesine tepki gösterdi.

T24 Dış Haberler Editörü Buse Söğütlü ve CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli

“Biz artık görünür olmak istiyoruz,” diyen İncirli, “Gelip de biz yokmuşuz gibi davranılmasından gına gelmiş vaziyette. Geleceksiniz gideceksiniz Güney’de çalışma yapacaksınız, sanki Kıbrıslı Türkler yokmuş gibi davranacaksınız, biz artık buna tahammül edemiyoruz. Daha görünür olmak istiyoruz, kimsenin bizi yok saymasına müsaade etmek istemiyoruz,” diye konuştu.

Erken seçim tarihi konusundaki beklentisi ne?

Ada’nın kuzeyinde ekim ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana bir erken seçim beklentisi var. CTP Genel Başkanı İncirli de Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) ana omurgasını oluşturduğu koalisyon hükûmetinin yanlış politikalarının ve halktaki değişim talebinin sonucu olarak bir erken seçim gündemiyle karşı karşıya olduklarını belirtti.

Bunun için en makûl zamanın 2026’nın ilk yarısı olduğunu söyleyen İncirli, haziran ayı gelmeden KKTC’den erken genel seçime gidebileceğinin sinyallerini verdi.

‘Federasyoncu’ eleştirilerine net formüllü yanıt

Erhürman’ın cumhurbaşkanı adaylığı döneminde Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki yaklaşımı Ankara destekli Ersin Tatar ve ekibi tarafından “federasyon savundukları" gerekçesiyle eleştirilmiş ve bu eleştiriler Tatar kampanyasının belkemiğini oluşturmuştu.

İncirli, partisinin federasyonu savunup savunmadığı konusundaki soruya “Federasyon kelimesi zehirli bir hal aldı,” diyerek şöyle yanıt verdi:

“Bir kere bu saatten sonra iki kesimli olmama hali mümkün değil. Yani ne demek istiyorum? İnsanlar ‘Rumlarla yine beraber mi yaşayacaksınız?’ diye soruyorlar. Hayır. Biz kuzeyde yaşayacağız; onlar güneyde yaşayacak. Yani onların yeri güneyde, bizimki kuzeyde. İki toplum olacak burada. Kimdir onlar da? Kıbrıslı Türk toplumu, Kıbrıslı Rum toplumu. Siyasî eşitlik olacak. Yani o devleti birlikte yönetecekler. Siyasi eşitlik olacak ve dönüşümlü başkanlık olacak. Her kurucu devlet kendi sağlık, eğitim işlerini kendi yapacak, yollarını yapacak; kendi güvenliği konusunda çalışma yapacak. Ama uluslararası alanda, temsiliyette bir ortaklık olacak ve bütün ülkeyi ilgilendiren konularda bir ortaklık olacak. Dolayısıyla hiç kimse bizi istemediğimiz bir şekilde yönetemeyecek, bizim istemediğimiz bir kararı da alamayacak.”

İncirli bu formülü anlatarak çözümün adının ne olduğunun önemli olmadığını, tanımlamaların daha önemli olduğunu vurguladı.

Gazetecilerle buluşma yaklaşık 2,5 saat sürdü

“Erhürman, Türkiye’yle ilişkilerde bir istisna olmayacak”

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Ankara’nın “iki devletli çözüm” yaklaşımından farklı düşündüğü ve bu nedenle de Ankara-Lefkoşa arasında bir uyum olmayacağı beklentileri de gazetecilerle sohbetin başlıklarından biri oldu.

CTP Dış İlişkiler Sekreteri Toros, “Yürütülen tüm müzakere süreçlerinde Kıbrıs Türk tarafını temsil eden KKTC Cumhurbaşkanı, bu müzakereleri Türkiye'yle mutlak istişareler içerisinde yürütmüştür. Sayın Erhürman da bir istisna değildir ve olmayacağını kendisi çok sarih kelimelerle de her gün vurgulamaktadır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın,” diye konuştu.

İncirli de çözümsüzlük durumunun kaybettirdiğini vurguladığı yanıtında “Ne kaybediyoruz? Adanın üzerindeki haklarımızı kaybediyoruz, refahımızı kaybediyoruz, uluslararası kimliğimizin olması durumunda erişebileceğimiz her şeyi kaybediyoruz. Gençlerin göçünü engelleyemiyoruz.” diye konuştu.

İlgili İçerikler