T24 Haber Merkezi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada CHP'ye yönelik "mutlak butlan" tartışmasına, 12. Yargı Paketi'ne ve Barış ve Demokratik Toplum sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hatimoğulları, "Türkiye'nin asıl ihtiyacı, hakları daraltan paketler değil; barışın hukukunu kuracak çerçeve yasadır, demokratikleşme yasalarıdır" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye'de ekonomik krizin yanı sıra demokrasi ve hukuk krizinin de derinleştiğini söyledi. Hatimoğulları, CHP'ye yönelik "mutlak butlan" tartışmasının yalnızca parti içi bir mesele olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Hatimoğulları, halk iradesinin Cumhuriyet tarihi boyunca farklı yöntemlerle baskılandığını ifade ederek, "Türkiye sadece ekonomik kriz yaşamıyor. Demokrasi ve hukuk krizi de bir o kadar derindir. Bakın, bu kürsüden çokça ifade ettik. Bugün yeniden ifade etmek isterim. Cumhuriyet tarihi boyunca halk iradesi kimi zaman darbelerle, kimi zaman olağanüstü hukukla, kimi zaman da yargı kararlarıyla baskılandı" dedi.
"CHP ve mutlak butlan tartışması koltuk kavgasının çok ötesindedir"
Hatimoğulları, CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararını demokratik siyasetin yeniden dizayn edilmesine dönük bir örnek olarak nitelendirdi.
Hatimoğulları, "Bugün CHP'ye mutlak butlan atanması, demokratik siyasetin yeniden dizayn edilme örneklerinden biridir. Askeri vesayet rejimine karşı çıkanlar, şimdi bir zümrenin vesayet rejimine dönüştü. Böyle bir tablo içinde CHP ve mutlak butlan tartışması; bir parti içi kriz, bir koltuk kavgası ya da güncel siyasi çekişmenin çok ötesindedir" ifadelerini kullandı.
"Barış ve Demokratik Toplum süreci önemli bir eşiktedir"
Konuşmasında Barış ve Demokratik Toplum sürecine de değinen Hatimoğulları, sürecin kritik bir aşamada olduğunu belirterek, yasal çerçevenin bir an önce oluşturulması gerektiğini söyledi.
Hatimoğulları, "Barış ve Demokratik Toplum süreci şu an oldukça önemli bir eşiktedir. Bu eşikte toplumun beklediği ve sürece ivme kazandıracak olan, yasal çerçevenin kendisidir. Çerçeve yasa, bu sürecin teknik başlığı değil; barışı hukuka, umudu güvenceye, tarihi ortak geleceğe bağlayacak en hayati eşiktir" dedi.
Belirsizliğin hem toplumda hem de müzakere taraflarında güven duygusunu zayıflattığını vurgulayan Hatimoğulları, "Her bekleme, her belirsizlik hem toplumda hem de müzakerenin taraflarında soru işaretlerini büyütüyor, güven duygusunu zayıflatıyor. Yol alınmalı, mesafe kaydedilmelidir. Bu süreç hiçbir dar hesaba, hiçbir taktik beklentiye sığmaz. Çünkü bu süreç stratejiktir, tarihseldir ve toplumsaldır" diye konuştu.
"Türkiye'nin ihtiyacı hakları daraltan paketler değil, barışın hukukudur"
Hatimoğulları, çerçeve yasanın iktidar ve muhalefet tarafından sahiplenilmesi gerektiğini belirtti. Meclis gündemine getirilmeye çalışılan 12. Yargı Paketi'ni de eleştiren Hatimoğulları, özgürlük alanlarını daraltan düzenlemeler yerine demokratikleşme yasalarına ihtiyaç olduğunu söyledi.
Hatimoğulları, "Bu nedenle çerçeve yasa, iktidarıyla muhalefetiyle sahiplenilecek; toplumun bütün kesimlerini kapsayacak, paydaşları daraltan değil genişleten bir içerikte olmalıdır. Barış ancak toplumla kurulur; demokratik toplum ancak ortak sorumlulukla inşa edilir" dedi.
12. Yargı Paketi'ne ilişkin de konuşan Hatimoğulları, "Fakat Meclis gündemine, 12. Yargı Paketi gibi özgürlük alanlarını genişletmek yerine daraltan, yeni tartışmalar yaratan düzenlemelerin getirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Türkiye'nin asıl ihtiyacı, hakları daraltan paketler değil; barışın hukukunu kuracak çerçeve yasadır, demokratikleşme yasalarıdır" ifadelerini kullandı.
"Sayın Öcalan sürecin hukuki zemini için yoğun bir çaba içindedir"
Hatimoğulları, son İmralı görüşmesine ilişkin de değerlendirmede bulundu. Abdullah Öcalan'ın süreçteki tıkanıklıkları ve gecikmeleri aşmaya yönelik yeni bir yol haritası ortaya koyduğunu belirtti.
Hatimoğulları, "Son İmralı görüşmesinde Sayın Öcalan, mevcut tıkanıklıkları ve gecikmeleri aşmaya dönük yeni bir formül ve yol haritası ortaya koymuştur. Sayın Öcalan, sürecin hukuki zemini için çok yoğun bir çaba içindedir. İmralı heyetimiz de geçtiğimiz hafta temaslarda bulundu ve AKP'yle de bir görüşme gerçekleştirdi" dedi.
Bu görüşmede çerçeve yasanın da ele alındığını belirten Hatimoğulları, DEM Parti heyetinin özel yasanın bir an önce hayata geçmesi gerektiğini vurguladığını söyledi.
Hatimoğulları, "Burada çerçeve yasa da görüşüldü. Heyetimiz görüşmede, özel yasanın bir an önce hayata geçmesi ve bunun sürece sağlayacağı ivme konusunda net bir çerçeve çizdi. Meclis kapanmadan yasanın çıkması hususunda görüşlerimiz yeniden ifade edildi" diye konuştu.
"Kürt sorunu terör ve güvenlik dairesinden çıkarılmalı"
Hatimoğulları, çıkarılması istenen çerçeve yasanın geniş ve kapsayıcı olması gerektiğini belirterek, yasanın çatışmalı dönemden demokratik ve sivil bir döneme geçişin zemini olmasını istedi.
Hatimoğulları, "Çerçeve yasanın geniş ve kapsayıcı olması önemlidir. Çatışmalı dönemden demokratik, sivil bir döneme geçişin zeminini oluşturabilmelidir. Kürt sorununu ‘terör ve güvenlik' dairesinden çıkarıp barış ve eşit kardeşlik hukuku zeminine taşımalıdır. Çatışma süreçlerinin kök nedenlerini ortadan kaldırmak için bir geçiş sürecine hizmet edebilmelidir. Bu yasa mutlaka somut hukuki sonuçlar üretmelidir" dedi.
"Çerçeve yasa 86 milyona nefes aldıracak ilk adımdır"
Hatimoğulları, çerçeve yasanın yalnızca belirli bir kesimi değil, toplumun tamamını ilgilendirdiğini belirterek, sürecin kurumsallaştırılması gerektiğini söyledi.
Hatimoğulları, "Çerçeve yasanın kapsayıcı karakteri, 86 milyona nefes aldıracak ve barış çabalarını büyütecek ilk adımdır. İkinci adımda, çerçeve yasayla birlikte sürecin kurumsallaşmasına doğru güçlü bir adım atabiliriz. Barışın inşası için devreye alınacak gerekli mekanizmalar, süreci öngörülebilir hale getirir. Kurumsallaşmış süreç de barışın sigortası olacaktır" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, üçüncü adım olarak Abdullah Öcalan'ın rolü ve konumunun tanımlanması gerektiğini belirterek, "Üçüncü adımda, barışın yaşamsal hale gelmesi için Sayın Öcalan'ın rolü ve konumunun tanımlanması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Üç adımda çerçeve yasanın hayata geçirilmesi, pozitif barışın eşiğinin geçilmesidir. Bu eşiği atlamak bizlerin elindedir, parlamento ve iktidarın sorumluluğundadır" dedi.
Umberto Eco'dan Orhan Pamuk'a: Çok iyi görsel sanatçı olurdu, Masumiyet Müzesi muhteşem bir yapıt |



